MÜKEMMEL HAMBURGERiN PEŞiNDE

indir

Geçtiğimiz hafta dünyaca ünlü restoran zinciri ‘TGI Friday’s’ bundan böyle hazırladığı hamburgerlerin içerisine marul koymayacağını açıkladı. Ününü biraz da yıllardır bu şekilde sattığı hamburgerlere borçlu olan restoranın ani kararı, “Hamburgerin içinde neler olmalı?” konulu birçok yazının yazılmasına sebep oldu.
Teker teker malzemelere geçmeden önce marul hakkındaki fikrimi paylaşmak istiyorum. Marulun hamburgerin içerisindeki en gereksiz malzemelerden birisi olduğunu düşünüyorum. Çoğu kişinin marulun soğuk sandviçlerde yerine getirdiği fonksiyonu varsayarak, hamburgerlere de eklediği kanısındayım.
Pişmiş et ile temasa geçen marulun yumuşayarak ve lezzetini kaybederek, hamburgere artı değer yerine olumsuz katkı yaptığı ortada. Gelelim diğer malzemelere…

images

Burger
Ekmek ile birlikte en önemli iki malzemeden bir tanesi. Burger diye adlandırılan ve ülkemizde hamburger köftesi olarak bilinen bu malzemenin nasıl piştiği ve içeriği oldukça önemli. Mükemmel bir hamburger için odun ateşinde, ızgarada pişmiş burger olmazsa olmaz. İkincisi ise burgerin içerisindeki yağ oranı. Bazıları ‘yağ’ lafını duyunca burun kıvırsa da, burgerin piştiğinde kuru ve lezzetsiz olmaması için minimum yüzde 30 yağ oranı şart!

indir (1)

Ekmek
Yumuşak, lezzet olarak zengin, etin suyunu ve sosu bir sünger gibi emecek ekmek, hamburger için idealdir. Benim favorim ‘brioche’ tarzı, hafif tereyağlı, kendine has bir lezzeti olandır. Bir başka detay ise ekmeğin çok yüksek olmamasıdır.
Hamburger kanımca çatal-bıçak yerine elle yenilmelidir. İçi kat kat olan ve kalın ekmekli kule gibi hamburgerler birçoklarına itici geliyor.

indir (2)

Peynir
Opsiyonel olmakla birlikte, özellikle Türkiye’de hamburgerlerde kullanılan peynirin en ucuz ve dolayısı ile kalitesiz olması can sıkıyor. Eğer peynir tercih edilecekse, seçimimi nötr
lezzeti olanlar yerine, cheddar
veya gorgonzola (biraz daha iddialı) gibi hamburgere farklı bir boyut katacak olanlardan kullanmaya yanayım.

images (1)

Turşu
Turşusuz bir hamburger düşünemiyorum. Tuz ve ekşi aromalarının hamburgere yüklenmesinde önemli bir görev taşıdıkları kanısındayım. Yenilikçi veya farklı turşular denemek yerine kornişondan vazgeçmeyenlerdenim.

Diğerleri
Herkesin kendince ilave malzemeler listesi olacaktır. Benim için ev yapımı ketçap, hardal ve soğan iyi bir hamburgere eklenmesi gereken son üç ürün.
Ketçap hafif tatlı, hardal ise acımtırak lezzetiyle aroma harmonisi açısından önemli.
Soğan ise ne çiğ ne de tam karamelize olmalı. Çiğliği hafif kırılmış, ısırdığınızda ağızda erimeyip bir parça kıtırlığı kalmış, karamelize olup çok fazla şekerini bırakmamış soğanın ideal olduğunu düşünüyorum. Herkese afiyet olsun…(Murat Bozok)

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

GURMELER İÇİN LONDRA TURU

ürkiye’de kebap-balık-steakhouse üçgeninden vazgeçmeyen eş dost, Edirne sınırlarını geçince birden boyut değiştirip gurme oluyoruse üçgeninden vazgeçmeyen eş dost, Edirne sınırlarını geçince birden boyut değiştirip gurme oluyor. Başlıyorlar büyük bir hararetle restoran isimlerini sormaya. Google’dan yapılan uzun araştırmalar neticesinde günler öncesinden rezervasyon yaptırıyorlar. Rezervasyon yaptırırken (Türkiye’de asla yapmayacakları) kredi kartı numaralarını paşa paşa veriyorlar. Hepsi küçük birer sevgili Vedat Milor ve Mehmet Yaşin oluyor. Önümüzde 29 Ekim ve yılbaşı var. Herkesin işini kolaylaştırmak için Londra’nın en gözde ve lezzetli yerlerinden bahsetmek istedim bu hafta. Hepsinin lezzetine kefilim…

b911zP2zxPHKyWRxGGuW

Her gün değişen mönüsü, el yapımı harika makarnaları ve kasmayan keyifli atmosferi ile Londra’da favori mekanlarımdan. Yemekler daha çok İtalyan orijinli. Meşhur ‘River Cafe’ lokantasının biraz daha günümüze uyarlanmış hali olarak düşünebilirsiniz. Hergün değiştiği için çok geniş bir mönüsü olmasa da yiyeceğiniz her lokmanın taze ve lezzetli olacağından emin olabilirsiniz. Fiyat-kalite dengesi bakımından da Londra standartlarına göre çok uygun olduğunu düşünüyorum.

Launceston Place Restaurant, Kensington, Notting Hill,

Herhalde “Londra’nın en romantik restoranı hangisi?” diye sorsalar, hiç düşünmeden “Launcheston Place” derim. Ambiyansının yanı sıra yemekleri de harika olan bu mekan, uzun yıllardır niye alamadığını bilemediğim 1 Michelin yıldızına da sonunda kavuştu. Michelin yıldızlı olması kimseyi korkutmasın, zira yemekler son derece yalın ve lezzetli. Servisi de son derece üst düzeyde olan Launcheston Place’ı, özellikle romantik bir akşam yemeği düşünenler için mutlaka tavsiye ederim.

Dabbous Choc Ganache1

Dabbous, Londra’da yer bulunması en zor lokantaların başında geliyor. Hiçbir abartısı ve zorlaması olmayan bu lokantanın lezzetli yemekleri herkesin dilinde. İngiltere’de en özel ve butik çiftliklerde yetiştirilen ürünler, olabildiğince sade bir şekilde sunuluyor. Bu talebe rağmen şımarmamaları ve fiyatlarını oldukça makul seviyede tutmaları yüzünden Dabbous’a olan ilgi hiç azalmadan devam ediyor.

6250_dinner2

Meşhur ‘Fat Duck’ restoranının sahibi ve şefi Heston Blumenthal’in Londra’daki bu lokantası çıkışına roket hızıyla devam ediyor. Halihazırda oldukça popüler olan lokanta, bu yıl “Restaurant” dergisi tarafından dünyanın en iyi yedinci lokantası (İngiltere’nin de en iyisi) seçilince şöhretine şöhret kattı. “İngiltere’nin bir mutfağı mı var?” şeklinde soranlara nispet yaparcasına, tarihi İngiliz yemeklerinin rafine edilmiş halini harika bir biçimde sunuyorlar. Hyde Park manzarası da bonusu…

IMAG3235

Şu anda Londra’nın en gözde şampanya barlarından bir tanesi. Klasik şampanya barlarının aksine havyar, istiridye gibi lüks ürünler sunmaktansa, el yapımı sosisli sandviçler hazırlıyorlar. Sosisli deyip geçmemekte yarar var. Hepsi birbirinden lezzetli..

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Ciğerin en iyi 10 adresi

Gurme yazarlar, yemek uzmanları, oyuncular, televizyoncular, radyoculardan oluşan büyük jüri seçti.

Canım Ciğerim
Mersin usulü
Asmalımescit’teki Canım Ciğerim’i Mersinli İlhan Özkan 2000 yılında açtı. Kuzu ciğeri şişe geçirilerek kömür ateşinde pişiriliyor, salata, soğan, piyaz ve Mersin baharatlarıyla servis ediliyor. Porsiyonu 20 TL. Gece 24.00’e kadar açık. (Telefonu: 0212 252 60 60)

 
Ciğerci Kazım-İlhan Usta
40 yıllık lezzet
Meşhur Edirne Ciğercisi Kazım Usta’nın ciğerlerinin ünü 40 yıllık. Damadı İlhan Şen de bu mesleğin erbabı olunca Kazım ve İlhan Usta birlikte anılmaya başladı. İnce kesilmiş dana ciğeri dolapta 6 saat bekletiliyor, sonra kızgın yağda pişiriliyor. Porsiyonu 10 lira. (Telefonu: 0284 212 12 80)

 
Aydın Tava Ciğercisi
Terbiye ediliyor
Edirne’deki Aydın Tava Ciğercisi, tava ciğerinin en iyi yapıldığı yerlerden. Ciğer önce terbiye ediliyor, sonra tavaya atılıyor. Yanında cacık ve kurutulmuş biberle servis ediliyor. Porsiyon fiyatı 10 TL. Saat 11.00- 20.30 arasında servis var. (Telefonu: 0284 214 10 46)

 
Ciğerci Apo
Ciğer dürüm
Ciğerci Apo, Mersin’in ünlü ciğercisi. 1967’den beri ününü koruyor. Oturur oturmaz masanız ciğer şiş, közlenmiş soğan salatası ve piyaz ile donatılıyor. Bu servis karşılığında 12 TL ödüyorsunuz. Ciğer dürümü de çok meşhur; fiyatı ise 6 TL. (Telefon: 0 324 231 45 60)

 
Ciğerci Hulusi
Mersin lezzeti
Kadıköy’deki Ciğerci Hulusi’nin Mersin’den getirdiği lezzet müthiş. Hulusi Ecevit, Mersin’in ünlü ciğercilerinden Apo’nun ustalarından. Çöp ciğer, pişmiş domates ve biber, soğan, domates ezme, turp ve lavaşla servis ediliyor. 10 adet ciğer şiş fiyatı 18 lira. (Telefonu: 0216 336 11 23)

 
Ciğerci Niyazi Usta
Nar gibi kızarmış
Ciğerci Niyazi Usta yaklaşık 30 yıldır Edirne’de tava ciğeri yapıyor. Nar gibi kızarmış, taze, yumuşacık yaprak ciğerinin tadı bambaşka. Yanında domates, soğan ve Edirne’ye has biberle servis ediliyor. Porsiyonu 10 lira. (Telefonu: 0284 212 52 44)

 
Despina
Ara sıcak
Kurtuluş’taki Despina Meyhanesi, İstanbul’da en iyi ciğerin yapıldığı yerlerden. 1946’da Madam Despina açmış. Yaprak kuzu ciğeri ara sıcak olarak sunuluyor ve meyhanenin olmazsa olmazı. Saat 12.00-01.00 arasında açık olan Despina’da yenilen ciğerin tadı unutulmuyor. (Tel: 0212 247 33 57)

 
Birtat Ocakbaşı
Onun ciğeri farklı
Üsküdar- Selimiye’deki Birtat Ocakbaşı, Arnavut ciğerini çok farklı ve yumuşacık yapıyor. Ancak Murat Usta bu farka neden olan sırrını vermiyor. Mutlaka gitmeden önce rezervasyon yaptırmanızı öneririz. (Telefon: 0216 553 66 64)

 
Edirne Kırkpınar
Tava ciğer
Edirne Kırkpınar Lokantası, Edirne’nin ünlü tava ciğerini en lezzetli yapan yerlerden. İstanbul, Ankara, Bursa, Samsun’da şubeleri var. Tava ciğerin porsiyonu 12 TL. (Trump Towers Alışveriş Merkezi’ndeki telefonu: 0212 265 02 32)

 
Lades
Arnavut ciğeri
Beyoğlu’ndaki Lades Restaurant da Arnavut ciğerinin en iyi yapıldığı yerlerden. Kuzu ciğerinden yapılan Arnavut ciğeri ana yemekler arasında. 11.30- 22.00 saatlerinde açık olan Lades’te Arnavut ciğeri beğendi ile servis ediliyor. (Telefon: 0212 251 32 03)
(06.01.2013 tarihli Posta Karnaval’dan yapılmıştır.)

Tarifler kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sacher Turtası (Sachertorte)

IMG_0529

19. yüzyılda Avusturya’da genç bir aşçı yamağı tarafından (Franz Sacher) keşfedilen bu özel çikolatalı tat, bugün yaratıcısının adıyla tüm dünyada tanınmaktadır.

Zafer Çetinöz Executive Chef

Avusturya mutfağının bu en ünlü pastasının tarifi şöyle:

SachertorteMalzemeler

Keki için

150 gr. doğranmış bitter çikolata
90 gr. oda sıcaklığında tereyağı
100 gr. toz şeker
100 gr. un
5 adet akı ve sarısı ayrılmış yumurta
75 gr. kayısı reçelinin suyu
Kreması için

1 yemek kaşığı tereyağı
125 gr. doğranmış bitter çikolata
90 ml. soğuk koyu kahve
300 gr. pudra şekeri
1 yemek kaşığı vanilya
Yapılışı
Kek: Fırınınızı 160 derecede ısıtın. 23 cm. çapında kek kalıbı hazırlayın. Çikolatayı eritin. Soğuması için bir kenarda bekletin. Tereyağı ve şekeri geniş bir kabın içinde mikser ile orta hızda krema kıvamına gelinceye dek çırpın. Yumurtaların sarısını teker teker karışıma ekleyin ve karıştırın. Erimiş çikolatayı ve unu karışıma yedirin. Mikseri yüksek hızda çalıştırarak başka bir geniş kabın içine yumurtaların akını sert tepecikler oluşturuncaya dek çırpın. Yumurtaların akını çikolatalı karışıma yedirin. Hazırladığınız hamuru kalıba aktarıp yaklaşık 55-60 dakika pişirin. Yeterince pişmiş olup olmadığını anlamak için keke bir kürdan batırın. Dışarı çektiğinizde kürdan temiz kalmalıdır. 20 dakika bekletin. Kalıbın kenarlarını gevşetip çıkarın. Tamamen soğumaya bırakın. Keki yatay olarak ikiye bölün. Beyaz parçayı servis tabağına yerleştirin ve üzerine kayısı reçelinin suyunu yayın. Üst parçayı üzerine kapatın.

Krema: Tereyağı ve çikolatayı eritin. Kahve, pudra şekeri ve vanilyayı da içine ekleyerek karıştırın. Hazırladığınız kremayı kekin üzerine ve kenarlarına sürün. Afiyet olsun…

Not: Tarif lezzetler.com sitesinden alınmıştır.

Tarifler kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bir Viyana Klasiği Fig Müller;

Fig Müller Viyana

Sevgili dostlar bu seferimizde Avrupanın ortasına Viyana’ya gittik.
Zamana meydan okuyan görkemli saraylarla çevrili caddelerde dolaşırken Orta Avrupa’nın en ihtişamlı şehirlerinden birinde olduğunuzu hissediyorsunuz.
Havaalanında pasaport kuyruğunda başlayan dostluklar insanı rahatlatmakta.
Şehri gezmeye başlamadan evvel haftalık biletimizi alıp metroya binelim derken metrolarda turnike biletçi falan gibi şeyler yok her yer açık yanlızca bilet otomatları
var inanılmaz bir medeniyet ve temizlik var.

SchnitzelFiglmueller_2

İnsanları hele bizim vatandaşlarımız muhteşem yardımseverler.Beethoven’den Chopin’e, Haydn’dan Mozart’a üç yüz yıllık bir müzik geleneğine sahip Viyana. İrili ufaklı pek çok konser salonu her akşam kapılarını müzik severler için açıyor.Viyana’da yemek denince akla ilk gelenlerden bir şnitzeldir ki en iyisi dedikleri Fig Müller. dir.Tabaklara sığmayan şinitzeller, patates salatalarıyla harika bir uyum içersindeler yanlız burdaki şnitzeller domuz etinden mamül dikkat.Ünlü Kartner caddesine gittiğinizde tüm ünlü markaların mağzalarını bulmak mümkün tabi ne alırız derseniz Mozart çikolatalar,porselenler ve şehirle alakalı bilumum minik hediyelikler akla gelir.

Mozart Çikolata

En önemli gezilecek yerleri şöyle. Stephans platz (St. Stephen Meydanı) , Stephansdom (St. Stephen Kilisesi) , Graben civarı , Kärtner Strasse ,Staatsoper (Opera Binası) ,Hofburg (Kraliyet Sarayı ve Müzeler) ,Volks Garten ,Rathaus (Belediye Binası), Parlamento Binası , Schloss Schönbrunn ,Schönbrunn Sarayı , Karlskirche (St. Charles’s Kilisesi) , Museums Quarter – Kunsthistorisches Museum (Modern Sanat Muzesi) ,Naturhistorisches Museum (Doğa Tarihi Muzesi) ,Albertina Museum ,Mariahilfer Strasse Alışveriş caddesi Arsenal Müzesi (Savaş Müzesi) – Schloss Belvedere – Dounau Insel, Prater , Türkenschanzpark , Grinzing Bölgesi

Dönüşümüzü de ilk günden çözdüğümüz metro sistemiyle yaptık çok rahat bir yolculukla havaalanına geldik ve tabi her zamanki kaliteli ve hızlı servisiyle THY biz memleketimize ulaştırdı.Kalın sağlıcakla…

http://www.turizminsesi.com/yazi/kusattik-geldik-827.htm

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Süt Uyuyunca Amsterdam Peynirleri;

İnek sütünden elde edilen, Hollanda’nın meşhur Edam, Gouda, Füme, Emmental peynirleri ülkemizde de oldukça tanınmıştır.

fotoğraf 1 (1)

Gouda
Oldukça iyi tanınan bir diğer Hollanda peyniri de Goudadır. Edam gibi inek sütünden yapılır. %30-40 oranında yağ içeren, açık sarı renkteki bu peynir ağızda yumuşak bir tat bırakır. Olgunlaşma süresini tamamlamadan taze olarak da yiyabileceğiniz bu peynir bir yıl olgunlaşmaya bırakılırsa mükemmel tada ulaşır. Salamura edilmesinden dolayı dışında doğal bir kabuğu vardır. Tat olarak Edam ile çok yakındır. Yuvarlak yassı formdaki bu peynir tatlı aromalı ve meyvemsi olan beyaz şaraplarla iyi uyum sağlar.

Füme
Hollanda peynirlerinin füme edilerek is kokusu almış halidir. İsli peynire çok benzer bir tadı vardır. Kırmızı şarapla uyumu mükemmeldir.

Emmental
Emmental peynirinin kesildiğinde “göz” diye tabir edilen delikli yapısı ortaya çıkar. Tattlı lezzette olan bu peynirin yapısı sıcak ordövr ve fondülere çok uygundur.

Zafer Çetinöz

Maasdam
Hollanda peyniri olan maasdam, inek sütünden elde edilir. Modern tereyağı kıvamında ve orta sertlikte, hafif bir peynirdir. pürüzsüz ve doğal olan kabuğu cilalanıp mumlanabilir. 90′lı yıllarda İsviçre’nin Emmental’ine alternatif olarak üretilmiştir. Emmental’e benzemesine rağmen nem oranı daha yüksek olduğu için Maasdam daha kolay eğilir. Diğer Hollanda peynirlerinden daha hızlı olgunlaşır ve 4-12 hafta içinde hazır olur. Lezzetli, tatlı ve tereyağımsıdır. Taze beyaz şarap veya hafif kırmızı şarap ile uyumludur.

Zafer Çetinöz Executive Chef

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

BÜYÜK ŞEF DUCASSE’IN ŞAŞIRTAN LOKANTASI

Sayısız Michelin Yıldızlı meşhur şef Alain Ducasse, Katar’da, imza yemeği ‘deve yahni’ olan yeni bir restoran açtı

Alain Ducasses

Alain Ducasse, Fransa’nın dünyaya sunduğu en büyük ve yetenekli şeflerin başında geliyor. Kendisi dünyanın dört bir yanındaki janjanlı restoranları arasında özel jetiyle mekik dokuması, mükemmeliyetçiliği, sayısız Michelin Yıldızı ve iddialı kitaplarıyla tanınıyor. Şimdilerdeyse daha çok Katar’ın başkenti Doha’da ‘Idam’ isimli yeni lokantasıyla konuşuluyor.
Londra’dan Osaka’ya,
St. Petersburg’dan Las Vegas’a kadar değişik coğrafyalarda sayısız restoranı olan bir şefin, Katar’da yeni lokanta açması çok da büyük haber değil. Yalnız, Katar’da açtığı restoranın mönüsü ve konsepti, öncekilerden oldukça farklı ve şaşırtıcı.
Doha’da açtığı restoran ‘Idam’, İslam Sanatları Müzesi’nin içinde konumlanıyor. Dekorasyonuna daha çok oryantal ve modernist çizgilerin hakim olduğu ‘Idam’da, alkol servis edilmiyor. Ayrıca yemeklerin yapımında da alkol kullanılmıyor. Bundan önce yazdığı yemek kitaplarındaki tüm tariflerin içinde alkolü mutlaka kullanan Ducasse’ın bu hamlesi, Batı dünyasında şaşkınlık yarattı. Ayrıca Ducasse’ın daha önceki tüm restoranlarında alkol satması ve adına üretilmiş şaraplar olması da bir parça ‘devrin adamı olmakla’ itham edilmesine yol açtı. Arap Yarımadası’nda ve de üstüne üstlük İslam Sanatları Müzesi’nin içinde alkol satmanın müslüman mahallesinde salyangoz satmakla eşdeğer olacağını, Batılı meslaktaşlarına ve basına açıklamakta güçlük çekti.

Alain Ducasses Food 1

ragmatik ve ucuz polemikler
‘Idam’ın mönüsü de biraz farklı. Örneğin en pahalı ve en çok talep edilen yemek,
48 saat ılık ateşte pişmiş ‘deve yahni’. Ayrıca yerel mezeler oldukça ön planda. Dünyanın farklı ülkelerinde Ducasse’ın yemeğini yemiş biri olarak burada bir parantez açmak isterim. Kendi adıma, bugüne kadar Ducasse’ın lokantalarına, doğduğu ve etkilendiği Güney Fransa’nın lezzetlerini sofistike ve modern bir anlayışla pişirdiği için gittim. Dünyanın her yanında açtığı restoranlarda kendi yemeğini pişiren bir şefin, son açtığı lokantada o coğrafyanın geleneksel yemeklerini yapmaya soyunmasını doğrusu çok anlayamadım. Nitekim, Doha’ya gidecek bir kişi, eğer meze ve deve eti yemeyi arzu ederse, eminim bunu Alain Ducasse yerine yerel bir ustanın elinden yemeyi tercih edecektir.
Ducasse’ın ‘Idam’ hakkında yapılan bir röportajda şöyle bir açıklaması var: “Bundan sonra restoran açacağım ülkelere kendi doğrularımı empoze etmektense, o coğrafyanın yerel değerleriyle bütünleşeceğim.”

Doğrusu bu polemiği bana pragmatik ve ucuz geldi. Gastronomi alanında zirveye oturmuş, bu işten büyük şöhret ve para kazanmış, sayısız Michelin Yıldızlı restoran açmış, boyunu aşan çok kıymetli kitaplar yazmış ve de 60’ına merdiven dayamış bir şef olarak, bu kadar eğilip bükülmesini garipsedim.
Kimbilir Ducasse, günün birinde İstanbul’un çekiciliğine dayanamayıp, bizim ellerde de bir restoran açar. İşte o zaman, bizim felsefemiz ve yerel güzelliklerimizle bütünleşmiş bir halde, ocakbaşlarına, esnaf lokantalarına veya kebapçılara sıkı bir rakip olarak gelmesi kimse için sürpriz olmasın.

Murat Bozok Makaleleri

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yunan Mutfağı

Santorini-Adasi-1

Herkes sarmısak ya da soğan kokuyordu

Akdeniz’de yaşayan dedelerimizin dedelerinin dedelerinin nasıl yemek yediğini biliyor musunuz? Bu konu hakkında yazılanlar çok az ne yazık ki…

Seneler önce, özellikle de mitolojinin doğduğu bu ülkede, sempatik insan Yalvaç Ural ve birkaç kişi dışında kimsenin tanrılar, kahramanlar, onların aşkları, tradejileri hakkında bilgisinin olmaması beni büyük hayal kırıklığına uğratmıştı! Allah’tan birkaç bin yıllık gecikmeyle ülkeye (tabii ki şiirsel anlamda her detayı atlayarak, hatalarla dolu ve ancak fast food yiyen gençlerin ve çağdaş yetişkinlerin hazmedebileceği türden) “Truva” filmi geldi. Bu durumda en sonunda geçmişe merak uyandığına göre, ben de Akdeniz’de yaşayan dedelerimizin dedelerinin dedelerinin nasıl yemek yediği konusunda birkaç bilgi vererek konuya katkıda bulunabilirim.

Konu hakkında yazılanlar gerçekten çok az maalesef. O zamanlar bizim yaptığımız gibi mutfakla ilgili tarifleri yazıya dökmeyi kimse düşünmezdi ve birbirleriyle sözlü iletişim kurmayı tercih ediyorlardı… Ayrıca kadınlar daha az okuyordu!

Greek_food_Greek_islands

Temel besin maddeleri ekmek, zeytin, zeytinyağı ve şaraptı. Ama bol bol av eti yiyorlardı. Çok fazla pişirmiyor, o zamanlar halklar arasında mal değişiminde kullanılan pek çok baharatla süslüyorlardı. Deniz kıyılarında yaşıyanlar balık ve deniz ürünleri de yiyordu çünkü taşınmalar sırasında eti taze olarak muhafaza edebilmek çok güçtü. Bir de ağaçlarda ve çalılarda buldukları tüm meyveleri yiyor ve bala bayılıyorlardı. Her şeye rağmen otlara ve mantara karşı tedbirli davranıyorlardı çünkü zehirli olanları ile karşılaşmak çok kolaydı. Ayrıca zehiri antipatik bulduklarını öldürmek için kullanıyorlardı. Ama onlar her gün ne yiyorlardı? Kadınlar, çocuklarına ve savaştan ya da işten dönen kocalarına ne hazırlıyordu?

Roma İmparatorluğu’nun hakimiyetine kadar konuyla ilgili yazılmış çok az bilgi bulunuyor ama kesinlikle söyleyebiliriz ki, büyük ihtimalle herkes sarmısak ya da soğan kokuyordu. Yazarlar ve şairler tarafından bunun altı sürekli çiziliyordu çünkü ilaç olarak da kullanılıyorlardı.

Ouzo-bottles-Greece

Yunan mutfağı hakkında az da olsa bildiğimiz bir başka konu da anlatılan “mitolojik ziyafetler”di. Bu hikayeler sayesinde gezgin aşçılar olduğunu, bunların Akdeniz’de savaşa giden kahramanların gemileriyle gezip onlara zenginlere pişirilen türden yemekler pişiren, maceraperest halleriyle karışıklıklara karışıklık, dedikodulara dedikodu katan kişiliklere sahip olduklarını biliyoruz.

Eski Yunan kitaplarında yazılan, zenginler için hazırlanan yemekler daha çok dini ritüellerle ilgiliydi. Tanrılar görünmez olsalar da hep davetliydiler. Onların onuruna masanın üzerinde çeşitli hayvanlar öldürülür, sonra taşın üzerinde kızartılırdı. İlk lokma her zaman tükürülür ve ilk koyulan şarap havaya doğru atılırdı… Ziyafetler felsefi kantolara, kahramanlık hikayelerine konu olurdu. Büyük ihtimalle çok sıkıcıydılar çünkü mitolojiden öğrendiğimiz kadarıyla, tanrılar son derece kaprisli, hiddetli, seks düşkünü ve ahlaksızdı. Bu uzun yemeklerden yararlanıp ev sahiplerinin karılarını “eğlendiriyor”lardı (hem de sıkça hamile bırakarak). Zavallı kraliçeler bu yemeklere hiç davet edilmez, sarhoş ve kesinlikle çok kötü kokarak dönen kocalarını evde beklerdi.
Evet, dediğim gibi az yazılı doküman çok hayal gücü… Sonra gelenler daha şanslılar. Senin, benim, onların sayesinde bir sürü yazılı tarife sahip olacaklar.

Zafer Çetinöz Samos

Yunanistan balık sofrası kültürünün beşiğidir
Balık ülkesi diyebiliriz Yunanistan’a. Balık, Yunanistan için temel besindir. Akdeniz ürünlerinden incir, üzüm, portakal ve zeytin bolca yetişen ürünlerdir. Zeytinyağlı yiyeceklerin çok yaygın oluşu, zeytine bolca sahip olduklarındandır.

Mutfaklarında her türlü yiyecek bulunur. İçki de çok içtikleri için yemeklerinde mezeyi bolca kullanırlar. Ayrı bir meze kültürü gelişmiştir denebilir.

Bizdeki gibi etli kuru fasulye, çok sevdikleri bir yemektir. Daha sonra makarna çok yerler. Fırında makarna yaparlar. Bizim yemek türlerimizin çoğuna da sahip çıkmışlardır. Tatlılarımız, etli yemeklerimiz, kebaplarımıza, zeytinyağlı yemeklerimize onlar da sahip çıkarak dünyaya tanıtmaktadırlar. Zeytinyağlı yemekler, Yunan mutfağının temel özelliğidir.

Musakka, güveç, her türlü çorba da yaygın yiyecekler arasındadır. Ekmeği az, fakat yemeği çok yerler.

Peynir ve patates kızartması da sofralarında sürekli olarak yer alır. Yemekten sonra Türk kahvesi içerler.

Salatalarında genellikle radika ve selino adı verilen otlar kullanılır. Öğle yemeğinde yumurta da bulunur. Yeşil soğan, börek, dolma akşam yemeklerinde sıkça yenir. Yemeklerde bol baharat kullanırlar.

Yunan mutfağı sade ve çok lezzetli. Yunanlılar sabah kahvaltısını çok hafif geçiştiriyor. Tiropitas adlı bir tür peynirli gözleme yeniyor. Öğlen yemeği 14.00-16.00 arasında. Akşam yemeği ise 22.00-23.00 arasında yeniliyor.

Suvlaki (şişte kuzu ve domuz eti), mezede (mezeler), tzatziki (cacık), patlıcan salatası, patlıcan musakka, baklava Yunan mutfağının spesiyalitelerinden yalnızca bazıları.

Yunan kahvesi de Türk kahvesi gibi koyu. Uzo ve metaxa ise en tercih edilen içecekler.

Bir restorana gidecekseniz “Estiatorion”ların en pahalı mekanlar olduğunu bilin. Tavernalarda dostlarınız ve ailenizle eğlenebilirsiniz. Psistaria’lar yalnız ızgara et, psarotavernalar ise balık servisi yapıyor.

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Dünyanın en iyi restoranı İspanya’da

İspanya’nın Girona kentindeki El Celler de Can Roca, dünyanın en iyi restoranı seçildi

Zafer Çetinöz Executive Chef

Her yıl dünyanın en iyi 50 restoranını belirleyen Restaurant Dergisi, bu yılki listesini açıkladı.
Josep, Jordi ve Joan Roca kardeşler tarafından işletilen 3 Michelin yıldızlı El Celler de Can Roca, yılın en iyi restoranı ödülünü kazandı. Restoran, son iki yıldır Restaurant Dergisi’nin listesinde ikinci sırada bulunuyordu.

menu-el-celler-de-can-roca 3

RESTORANIN EN GÖZE ÇARPAN TABAĞI: KRAL KARİDES
Dergi, Roca kardeşlerin karides özü ile kömür ateşinde pişirilen kral karidesini restoranın en göze çarpan tabağı seçti.
Restaurant Dergisi, 1986 yılından bu yana hizmet veren El Celler’in, geleneksel malzemeleri yenilikçi pişirme yöntemleriyle birleştirerek ön plana çıktığını yazdı.

celler-can-roca1

İKİNCİ SIRADA DAİMARKA YER ALIYOR
Geçen yılın birincisi, Danimarkalı şef Rene Redzepi’nin Kopenhag’taki restoranı Noma bu yıl ikinci sırada yer aldı.
Listenin üçüncü sırasında İtalyan’ın Modena kentindeki Osteria Francescana restoranı geliyor.
Dünyanın en iyi ilk 10 restoranından 3’ü İspanya’da, diğerleri ise Danimarka, İtalya, ABD, Brezilya, İngiltere, Avusturya ve Almanya’da bulunuyor.
Dergi, Fransız şef Alain Ducasse’yi de Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne layık gördü. 56 yaşındaki şef, 3 kıtadaki 9 ülkede 24 lokanta işletiyor.

Restaurant_Noma_1

Restaurant Dergisi’ne göre dünyanın en iyi ilk 10 restoranı şöyle:
1- El Celler de Can Roca – Girona, İspanya
2- Noma – Kopenhag, Danimarka
3- Osteria Francescana – Modena, İtalya
4- Mugaritz – San Sebastian, İspanya
5- Eleven Madison Park – New York, ABD
6- D.O.M. – Sao Paulo, Brezilya
7- Dinner by Heston Blumenthal – Londra, İngiltere
8- Arzak – San Sebastian, İspanya
9- Steirereck – Viyana, Avusturya 10-Vendome – Bergisch Gladbach, Almanya

AA

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İtalyan mutfağının en lezzetli 10 yemeği

İtalya’da her şeyin bir “stilo”su yani stili vardır, yemeklerine de bu stil yansımıştır. İşte İtalyan mutfağının dünyaca tanınan ve sevilen en güzel 10 yemeği:

Pizza
Zafer Çetinöz İtalyan pizzası

Bizden ninja kaplumbağalara kadar herkes pizzayı çok sever. Bu kadar çeşitli bu kadar basit ve bu kadar kolay bulunabilen başka bir yemek yok gibi.

Parma Jambonu

Parma Jambonu
Domuz jambonu aslında bildiğimiz hamburgerin ana malzemesidir. Her ne kadar günah olsa da günahımızın en güzel tadı Parma jambonlarında bulunur. Sandviç ve pizzalarda kullanılan bu jambonun eşi benzeri yoktur.

110_parmesan

Parmesan
Normalde oldukça lüks bir peynir olan bu marketin zincir marketler için yapılan versiyonları da bulunur. Aynı tadı vermese de bu peyniri yiyen ve özellikle soslarda kullananların bu zevki başka bir peynirden alması pek mümkün değildir.

Risotto
Tam adı Risotto alla Milanese (Milano usulü risotto) olan bu yemek bildiğimiz pilavın lapa haline gelmiş olmasına benzer ama tadı enfestir. Krema gibi hissederek yenir.

Minestrone
İtalyanlara özgü bu çorba bir vitamin deposudur. Çorbanın içine pirinç/makarna ve fasulyenin yanına yapıldığı zamanın taze sebzeleri atılıyor bu yüzden kesin bir tarifi yok.

Spaghetti Pasta and Sauce

Spagetti
Öğrenci evlerinin dostu spagetti. Spagettinin en büyük özelliği kolay yapılması, ucuz olması ve hemen hemen üstüne ne koyarsanız koyun sos haline gelip muhteşem olmasıdır.

Osso Buco
Dana incikle yapılan bu yemek çok yaygın lezzetli ve görece olarak ucuzdur. Domatesin bu yemeğe katkısı yadsınamaz.

Tiramisu
Türkiye’de tam anlamıyla tarifi uygulanmasa da tiramisu’ya çoğumuz bayılıyoruz. Dünya’nın her yerinde en yenilesi tatlılardan.

GnocchiGnocchi
İtalyan mutfağının patatesle yapılan sevilen bir yemeğidir. Görüntüsü ile sebze salatasına benzer. İtalya’da genelde etli soslarla servis yapılan gnocchi küp şeklinde kesilmiş mozzarella peyniri ve rendelenmiş parmesan peyniri ile tatlandırılır.

RavioliRavioli
İşte, İtalyan mantısı diyebileceğimiz özel bir lezzet! Bizim mantımıza göre daha büyük hamur parçaları ile yapılır ve genelde dörtgen olan kenarları tırtıklı olur, Türk mantısı gibi bohça şeklinde değildir. Tabi en büyük özelliği, iç harcı için peynir, krema ve soslarıyla birlikte oldukça çeşitli malzemeler kullanılması.

ravyoli

Kaynak: Listemiste.com

Dünya Mutfakları kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın