Michelin Yıldızı Hakkında 10 Gerçek

image

1850’lerde kurulmuş bir araç lastiği markasının dünyaca ünlü bir lezzet değerlendirme otoritesi olacağı kimin aklına gelirdi? Bu lastik markası yıldıza da adını veren Michelin. Beyaz tombul adam Michelin, bugün onlarca şehirde yüzlerce restoranın hem heyecan nedeni hem de korkulu rüyası. image
Michelin nereli? Neden Türkiye’de Michelin yıldızlı restoran yok? Kim bu yıldız için intihar etti? Gelin 10 adımda yıldızı yakından tanıyalım.

image

1.Her şey Fransız Michelin (Mişlen) lastiklerinin satışlarının düşmesiyle başladı aslında. Satışları artırmayı hedefleyen pazarlamacılar, yol üzerindeki restoran ve kafelere, gelenlerin dikkatini çekecek bir rehber çalışması yaptı. Amaç kara yolu seyahatine özendirmek ve dolayısıyla lastik satışlarını artırmaktı.
2.
O yıllarda 5000’den az arabanın trafikte olduğu Fransa’da basılan ilk kopya 35000 adet idi. Rehberde haritalar, araba tamircileri, lastik satış merkezleri, oteller ve benzin istasyonları vardı.

3.
İşin komik yanı ilk kopyada restoran önerileri olmaması. Bu rehberlere zamanla restoranlar da eklenince işin boyutu değişmeye başladı.

image

Restoranlar eklenmesinin ardından ayrıca kırmızı bir kitap daha basıldı ve bugün yüzlerce şefin rüyalarını süsleyen rehber rengine kavuştu.
5.
Yıldız puanlaması 3 seviye olarak belirlenmiş. Yani en yüksek derece 3 yıldız ile tanımlanıyor. Her yıldız, bir yıl süreyle geçerli. Bir anda 3 yıldız alınabileceği gibi, kademeli olarak da yükselmek mümkün.
6.
Bir ülkede yıldızlı restoran olabilmesi için Michelin rehberinin o ülkede yayımlanıyor olması gerekiyor. Bu yüzden Türkiye’de Michelin yıldızlı restoran yok.

image

7.Değerlendirmeyi Michelin tarafından özel olarak seçilmiş gurmeler büyük bir gizlilik içerisinde yapıyor. Aynı restoran birden fazla uzman tarafından değerlendirildikten sonra puanlanıyor.
8.
Yıldızı alanı büyük sorumluluklar bekliyor. Çünkü içeceklerden tabakların sunumuna, servis kalitesinden çalışan sayısına kadar belirli kriterler önem taşıyor.
9.
Yıldızı alan şef artık bir film yıldızı oluyor. Çünkü bu yıldız beraberinde hatırı sayılır bir ses getiriyor. Restoran dolup taşıyor ve aylar sonrasına rezervasyonlar alınmaya başlıyor.
10.
Michelin yıldızı, şefler için hayat memat meselesi de olabiliyor. 1966 yılında tek yıldızını kaybettiği için intihar eden Şef Alain Zick bunun en belirgin örneği.

image

http://www.michelintravel.com/

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bir Dünya Tatlı

tepe14

Sözlükte “şeker tadında olan” olarak tanımlanan tatlı, kulağa en hoş gelen kelimelerden biri. Çünkü mutluluk kaynağı… Çünkü vücut tarafından üretilen en güçlü uyuşturucu olan endorfini bile o salgılıyor. Daha neşeli, daha huzurlu ve keyifli olmanın sırrını taşıyan bu mucize, haliyle her kültürde kendi yorumunu bulmuş.

IMG_0133

İtalya – Tiramisu
Tom Hanks ve Meg Ryan’ın başrolünde oynadığı “Sleepless in Seattle” filminden hafızlarınıza kazınan tiramisu aslında bir İtalyan. Oldukça yakışıklı ve sıcakkanlı bir İtalyan üstelik. Tüm bu cazibesinin sırrı ise Mascarpone peyniri ve kedidili. Türkiye’de alışkın olduğunuz tadı İtalya’daki kafelerde bulamazsanız şaşırmayın çünkü orijinali bizim alışkın olduğumuzdan daha farklı. İtalya’da tiramisu için El Toula Restaurant iyi bir seçim olabilir

elmali-strudel-tarifi-720x450

Avusturya – Apfelstrudel
Strudel kelimesi Almanca girdaptan gelmesine rağmen bu tatlı oldukça Avusturyalı. Elmalı girdap yani Apfelstrudel adından da anlaşılacağı üzere elmalı bir tatlı. Bolca tarçın ve dondurmayla servis edilen tatlının Avusturya mutfağına girişi 17. yüzyıla uzanıyor. İtalyan, Türk ve çeşitli dünya mutfaklarından etkilenerek gelişen Avusturya mutfağının en ünlü lezzeti olan bu tatlı Viyana’nın en şık kafelerinin başrol oyuncusu.

whatartg_baklava

Türkiye – Baklava
Farklı kültürlerde kendine özgü yorumunu bulabileceğiniz baklava aslında Osmanlı İmparatorluğu’ndan bize miras kalmış bir hazine. Fıstıklı, cevizli, sütlü ve daha birçok farklı türü olan baklava Türkiye’de en çok Gaziantep ile özdeşleşiyor. İmam Çağdaş’takiler ise şehrin en ünlü ve leziz baklavaları (http://www.imamcagdas.com/). Gaziantep’ten ilerleyip Karadeniz’e vardığınızda iç dolgu malzemesi Antep fıstığından fındığa kayıyor, İç Anadolu’da ise cevizli yorumu kullanılıyor.

bizcocho2

Almanya – Blackforest Cake/Karaorman Pastası
Almanların geleneksel pastası rivayete göre adını Almanya’nın güney batısında konumlanan bölgeden almış. Görüntüsü ile de ismine gönderme yapan pastanın 1940’lardan önce yapılmaya başlandığı tahmin ediliyor. İçerisinde bolca vişne, krema ve çikolata parçacığı

DSC_5938

Uzak Doğu – Kızarmış Dondurma
Mantığa her ne kadar ters gelse de dondurulmuş bir şeyi kızartıp yemek oldukça yaratıcı bir düşünce. Hangi kültüre ait olduğuna dair farklı bilgiler olsa da Uzak Doğu, tatlıyı oldukça sahiplenmiş durumda. Geleneksel Japon tempura restoranlarında özel hamur ile çevrelenen dondurma kızartılıp servis ediliyor. Dondurmalar genelde yeşil çay ya da vanilya aromalı oluyor.

Glutensiz-Sufle-Tarifi

Fransa – Sufle
Kelime olarak da oldukça Fransız olan suflenin kelime anlamı şişmiş. Süt, tereyağı, un ve yumurtanın harika karışımından ortaya çıkan bu enfes tatlı, tuzlu olduğunda ara sıcak olarak servis ediliyor. Tatlı olarak ise içine çikolatadan kestaneye, limondan taneli meyvelere kadar onlarca malzeme konularak içi ıslak keklere dönüştürülüyor.

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Gurmelerin Uğrak Noktası Olan Yemek Festivalleri

Son yıllarda özellikle adını duymaya başladığımız yemek festivalleri, artık otel salonlarından çıkıp daha geniş alanlara yayılıyor. Bazı yemeklere özel festivallere bile rastlamaya başlıyoruz. Her taraftan yayılan cezbedici kokuları, farklı yemekleri ve atölyeleriyle bu festivaller tam gurmeler için.

waqu

Napa Trüf Festivali, California
Tam bir hafta sonunun ayrıldığı Napa Trüf Festivali, trüf mutfağıyla ün salmış meşhur şefleri ağırlamanın yanında birinci sınıf dünya mutfağının meraklıları için de kapılarını açıyor. Yabani mantar keşiflerinden, özel kahvaltılara kadar bir çok özel aktiviteyi programında barındıran festival, bu sene Michelin yıldızlı şefler eşliğinde 16-19 Ocak 2015 tarihleri arasında düzenleniyor.

yemek-festivalleri-1

LuckRice Festivali, ABD
Ödüllü bir isme sahip olan LuckyRice Festivali dördüncü yılında hız kesmeden etkinliklerine devam ediyor. Los Angeles, Las Vegas, Miami ve San Francisco’da Asya mutfağına dair bir hafta süren etkinlikler düzenleyen festivalde kültür ve yemek arasındaki ilişki incelenirken, şehrin en seçkin Asya restoranlarında keşfe çıkılıyor. Komitede ise oldukça ünlü isimler var: Daniel Boulud, Anthony Bourdain, Masaharu Morimoto, Jean-Georges Vongerichten. 15 Kasım’da Miami’de düzenlenecek festivalin ardından sıra Mayıs ayında New York’a geçecek.

food-blog

Mesamerica Festivali, Meksika
Mesamerica Festivali gastronomi dünyasındaki herkese kapılarını açıyor. Yaratıcılığın ve özgünlüğün ön plana çıkarıldığı, her etkinliğinde yemek endüstrisini şekillendiren farklı bir noktanın ele alındığı festivalin programı oldukça zengin. Meksika’nın zengin gastronomik özellikleri de göz önünde bulundurulduğunda bu festivalin yerel ve uluslararası alandaki önemi daha da değer kazanıyor.

c700x420

MAD Sempozyumu, Danimarka
MAD, Danca’da “yemek” anlamına geliyor. 2011 yılında, sektörün gelişimini amaçlayarak aşçılara, tedarikçilere ve damak tadına sahip düşünürlere yönelik olarak kurulan ve kar amacı gütmeyen bir kuruluş MAD. Her yıl Kopenhag’da düzenlenen ve 600 kişiyi bir araya getiren sempozyum ise kuruluşun en önemli faaliyeti. Her yaz Kopenhag Limanı’nda büyük bir çadırda, dünyanın her tarafından gelen konuşmacılarla başlayan etkinliğin bütün konuşmalarına ise web sitesinden ücretsiz olarak ulaşılabiliyor. Bununla da bitmiyor MAD’in etkinlikleri. Pazartesi günü düzenlenen özel konuşmalar ve yemek kültürüne yönelik hazırlanmış bloglarıyla da karşılıksız hizmetlerine hız kesmeden devam ediyorlar.

smoerrebroed-koed

Genel, Yemegin Gülümseten Aşk'ı kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Et Pişirmenin Özellikleri ve Püf Noktarı

Et yemeyi çok seviyoruz. Eskiden incecik, çok pişmiş yediğimiz etleri şimdi iki parmak kalınlığında, tıpkı restoranlarda olduğu gibi pişirmek moda oldu. image

Et yeme alışkanlıklarımızın değiştiği bir gerçek. Geçmişte evlerimizde, kasap tarafından incecik bir hale gelene kadar dövülmüş etleri yerdik. Bunlar da her daim çok pişmiş olurdu. Şimdilerde evlerde iki parmak kalınlığında etleri, tıpkı restoranlarda olduğu gibi pişirmek moda oldu.

image

Et Pişirmenin İncelikleri;

* Öncelikle et seçimi önemli. Kötü bir üründen asla iyi bir yemek yapamazsınız. İçinde bulunan ince şeritler halindeki iç yağların çok olması, lezzeti olumlu etkileyecek birincil etkendir.
* Eti, pişirmeden birkaç saat önce oda sıcaklığına çıkarın. Bu, her tarafını eşit olarak pişirmenize yardımcı olacaktır.
* Eti pişirmek için varsa dökme tavaları tercih edin. Teflon, en son tercihiniz olsun.
*Gelelim pişirmeye. Tavayı ısıtın, aynı zamanda fırını 220 dereceye getirin.
* Pişirirken hem ayçiçek yağı, hem tereyağı kullanacağız. Ancak asla tereyağını ilk aşamada tavaya koymayın. Tereyağının yanma derecesi oldukça düşük. Bizim arzu ettiğimiz şeyse yüksek ısıda, eti mühürlemek.
*Kızmış olan tavanın içine, yüzeyini zar gibi kaplayacak şekilde (oldukça az) ayçiçek yağı koyun. (Kişisel tercihim, balığın zeytinyağı, kırmızı etin ayçiçek yağıyla pişirilmesi yönündedir.)
* Etin her iki tarafını cömert bir şekilde tuzlayıp karabiber ekleyin.
* Ayçiçek yağı eklediğiniz tavadan dumanlar çıkmaya başlayana kadar eti koymayın.
*Eti tavaya koyduktan sonra katiyen ete de tavaya da bir dakika kadar dokunmayın. Bu, en sık yapılan yanlışların başında gelir. Sebebi şu: Çok yüksek sıcaklıktaki tavanın içine oda sıcaklığındaki eti koyduğunuzda doğal olarak tavanın ısısı düşer. Burada yapmanız gereken, dokunmadan, tavanın tekrar yüksek ısıya çıkmasını beklemek olmalıdır. Eğer aceleci davranıp karıştırır veya diğer yüzünü çevirirseniz, et suyunu bırakır.

image
* Bir dakika kadar sonra etin diğer yüzünü çevirin. Ve tekrar bir dakika kadar dokunmadan bekleyin.
*Her iki tarafı da karamelize olunca, tavaya misket büyüklüğünde tereyağı ekleyin ve ısıyı bir parça düşürün. Aksi halde tereyağı hızlı bir şekilde yanacaktır. Tereyağı köpürünce, bir kaşık yardımıyla bunu etin üzerine atın ve yedirin. Etin her tarafını bu işleme tabi tutun.
* Bu aşamadan sonra eti tavadan alın ve ısınmış olan fırına koyun. Kalınlığı ve kalitesi doğrultusunda pişirme süresi değişse de, 2 cm. kalınlığında orta pişmiş bir et için 3 dakika süre yeterli olacaktır.
*Üç dakikalık süre bitince fırından eti alın ve oda sıcaklığında 15 dakika kadar bekletin. Bu aşamaya ‘dinlendirme’ diyoruz. Eğer eti dinlendirmeden keserseniz, bütün suyu tabağa akacaktır. Ayrıca sert bir kıvamı olacaktır.
* 15 dakika bekledikten sonra, eti fırında bir dakika kadar ısıtın. Bu ikinci fırınlama işlemini eti pişirmek için değil, sadece keyifli ve sıcak bir şekilde yiyebilmek için yapın ve fırından aldıktan sonra hemen servis edin.
* Bir hatırlatma daha. Etleri ne kadar ince dilimleyerek yerseniz, verdiği keyif o kadar artacaktır.

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Dünyanın en ilginç restoranları

Sıradan restoranlardan sıkıldınız mı? Zanzibar sahilindeki eski bir balıkçı kulübesinde ya da İsviçre’de teleferikle ulaşacağınız bir dağda yemek yemeye ne dersiniz?

Tayland
Soneva Kiri Tree Pod Dining

Tayland Soneva Kiri’de bulunan bu restoranda yemek yerken arkanızda tropikal yağmur ormanı Koh Kood, önünüzde de muhteşem bir okyanus manzarası bulunuyor. Ancak restoranı ilginç kılan bu değil. Ağaçlara yerleştirilen bambu kozalarındaki masalarda yediğiniz birbirinden lezzetli yemekleri belinden iple bağlı özel garsonunuz servis ediyor. Kozalar iki ya da dört kişilik.

image

İsviçre
Berggasthaus Aescher- İsviçre Wildkirchli

Wildkirchli’de bulunan Berggasthaus Aescher- Wildkirchli adlı restorana sadece teleferikle ulaşılabiliyor. Teleferik Wasserauen’den kalkıp, bölgenin en görülmeye değer yeri Alpstein dağlarına ulaşıyor. Burası 170 yaşında ve nefes kesen manzarasının yanı sıra, enfes yemeklere sahip. Aynı zamanda konukevi olarak da kullanılan bu restoranda mezuniyet kutlamaları, doğum günleri ve özel aile yemekleri de yapılıyor.

image

Zanzi bar
The Rock Restaurant

Bu tatlı ve küçük mekan, Michamwi Pingwe sahilinde yer alıyor. Temmuz 2010’dan beri açık olan bu restoran eskiden bir balıkçı kulübesi olarak kullanılıyordu. Sular yükseldiği zaman tekneyle, çekildiğindeyse yürüyerek ulaşılabilen mekanın 12 masası var. Muhteşem ortamının yanında lezzetli yiyecek ve içecekleriyle dikkat çekiyor. Menü deniz ürünleri ağırlıklı.

image

Maldivler
Ithaa Undersea Restaurant

2014 yılında New York Daily News tarafından Dünyanın En Güzel Restoranı seçilen Ithaa yerin tam 5 metre altında yer alıyor ve size canlı mercanlar arasında 180 derecelik panoramik bir manzara sunuyor. Maldivlerde yer alan Ithaa’nın menüsünde havyardan kaz ciğerine, ördekten deniz ürünlerine ne ararsanız var. Zengin bir menüye sahip bu mekân kahvaltı ve düğün gibi kutlamalar için de kiralanabiliyor.

image

Mexsico
Alux Restaurant, Playa del Carmen

Playa del Carmen’de bulunan Alux restoran tamamen doğal bir mağaranın içinde bulunuyor. Menüsünde Meksika mutfağının yanı sıra dünya mutfağından da örnekler bulunan mekan 250 kişilik bir kapasiteye sahip. Maya uygarlığının gizemli havasını yansıtan restoranda özel partiler vermek ya da düğün yapmak mümkün.

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

DUNYANIN EN ÇOK KAZANAN ŞEFLERi

Gordon-Ramsay-Wallpaper_

Geçtiğimiz hafta Forbes dergisi, ABD’nin en çok kazanan şeflerini açıkladı. Listedeki isimlerin birçoğu tanıdık.
İlk sırada, eski patronum Gordon Ramsay var. Geçtiğimiz yıl 38 milyon dolar kazanmış. ‘Masterchef’, ‘Hell’s Kitchen’ ve ‘Hotel Hell’ gibi ilgi gören televizyon programları, tüm dünyaya yayılmış 24 restoranı ve birçok danışmanlık projesi, kazanç bakımından açık ara lider.

SanFranciscoRachaelRay

İkinci sırada 25 milyon dolar ile Rachael Ray var. Oprah Winfrey’in kanatları altında televizyon dünyasına adımlarını atan Ray’in oldukça yüksek reyting alan yemek programları var. Ayrıca düzenli olarak da yemek kitapları yazıyor. Listede restoranı olmayan tek şef.

IMG_1080

ŞAŞIRTICI GELEBİLİR
Üç, dört ve beşinci sırada, sırası ile Wolfgang Puck, Paula Deen ve Mario Batali yer alıyor. Üçünün de ortak özelliği (ilk iki sırada olduğu gibi) popüler televizyon programlarının olması. Diğer ortak özellikleri de kendi adlarına çıkarılmış tava-tencere gibi mutfak ekipmanlarının dünya genelinde pazarlanması.
Genellikle bu köşede aşçılığın meşakkatli yönlerini anlatan ve sadece çok sevilirse yapılabilecek bir meslek olduğunu anlatan bir kişiden bu kadar çok para-pul lafı duymak garip gelmiş olabilir.

Esasında bu listenin alt metinlerine baktığımızda, paradan daha fazlasını anlattığını görebiliriz.
İlk beş arasında iki kadın şefin olması bunlardan başta geleni. Hiç tahmin etmiyorum ki avukatlık, doktorluk, mühendislik veya bankacılık gibi diğer meslek dallarının en çok kazananlar listesinde, kadın ve erkek arasında bu kadar yakın bir dağılım olsun.

Puck Oscar

TELEVİZYONUN GÜCÜ
Bu listenin anlattığı bir başka unsur ise; televizyonun gücü. Türkiye’de birbiri ardına açılan yemek kanalları ile birlikte şeflerimiz daha bir tanınır oldu. Aşçılığın daha popüler hale gelmesinde yadsınamayacak bir rol üstlenseler de, bu artık çok da yeterli gibi gözükmüyor.
Esasen yurt dışına pazarlayabileceğimiz yemek programlarına ihtiyacımız var. Tıpkı yukarıda belirttiğim listedeki ilk beş şefin programlarının tüm dünyada yayınlanıyor olması gibi. Neticede yemek programını başka bir ülkeye pazarlayabildiğiniz zaman, sadece şefin değil tüm ülkenin kültürel değerlerinin de aynı şekilde tanıtımını yapıyorsunuz

Mario-Batali

Türkiye’deki yemek programlarına baktığımız zaman, birçoğunda şeflerimizin yurt dışındaki tanınmış şefleri konuşmaları, hareketleri, hatta kıyafetlerini birebir taklit ettiğini görüyoruz.
İşin doğası gereği her oluşum, emekleme dönemlerinde başarılı modellerden esinlenir. Artık olgunluk dönemine adım atıp, yurt dışına pazarlayabileceğimiz özgün ve bizi yansıtan değerleri işleyen programlar yapmanın zamanı geliyor.
Yoksa kimseye çakma Gordon Ramsay ve Jamie Oliver’ları yutturamayız…

murat bozok

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

MÜKEMMEL HAMBURGERiN PEŞiNDE

indir

Geçtiğimiz hafta dünyaca ünlü restoran zinciri ‘TGI Friday’s’ bundan böyle hazırladığı hamburgerlerin içerisine marul koymayacağını açıkladı. Ününü biraz da yıllardır bu şekilde sattığı hamburgerlere borçlu olan restoranın ani kararı, “Hamburgerin içinde neler olmalı?” konulu birçok yazının yazılmasına sebep oldu.
Teker teker malzemelere geçmeden önce marul hakkındaki fikrimi paylaşmak istiyorum. Marulun hamburgerin içerisindeki en gereksiz malzemelerden birisi olduğunu düşünüyorum. Çoğu kişinin marulun soğuk sandviçlerde yerine getirdiği fonksiyonu varsayarak, hamburgerlere de eklediği kanısındayım.
Pişmiş et ile temasa geçen marulun yumuşayarak ve lezzetini kaybederek, hamburgere artı değer yerine olumsuz katkı yaptığı ortada. Gelelim diğer malzemelere…

images

Burger
Ekmek ile birlikte en önemli iki malzemeden bir tanesi. Burger diye adlandırılan ve ülkemizde hamburger köftesi olarak bilinen bu malzemenin nasıl piştiği ve içeriği oldukça önemli. Mükemmel bir hamburger için odun ateşinde, ızgarada pişmiş burger olmazsa olmaz. İkincisi ise burgerin içerisindeki yağ oranı. Bazıları ‘yağ’ lafını duyunca burun kıvırsa da, burgerin piştiğinde kuru ve lezzetsiz olmaması için minimum yüzde 30 yağ oranı şart!

indir (1)

Ekmek
Yumuşak, lezzet olarak zengin, etin suyunu ve sosu bir sünger gibi emecek ekmek, hamburger için idealdir. Benim favorim ‘brioche’ tarzı, hafif tereyağlı, kendine has bir lezzeti olandır. Bir başka detay ise ekmeğin çok yüksek olmamasıdır.
Hamburger kanımca çatal-bıçak yerine elle yenilmelidir. İçi kat kat olan ve kalın ekmekli kule gibi hamburgerler birçoklarına itici geliyor.

indir (2)

Peynir
Opsiyonel olmakla birlikte, özellikle Türkiye’de hamburgerlerde kullanılan peynirin en ucuz ve dolayısı ile kalitesiz olması can sıkıyor. Eğer peynir tercih edilecekse, seçimimi nötr
lezzeti olanlar yerine, cheddar
veya gorgonzola (biraz daha iddialı) gibi hamburgere farklı bir boyut katacak olanlardan kullanmaya yanayım.

images (1)

Turşu
Turşusuz bir hamburger düşünemiyorum. Tuz ve ekşi aromalarının hamburgere yüklenmesinde önemli bir görev taşıdıkları kanısındayım. Yenilikçi veya farklı turşular denemek yerine kornişondan vazgeçmeyenlerdenim.

Diğerleri
Herkesin kendince ilave malzemeler listesi olacaktır. Benim için ev yapımı ketçap, hardal ve soğan iyi bir hamburgere eklenmesi gereken son üç ürün.
Ketçap hafif tatlı, hardal ise acımtırak lezzetiyle aroma harmonisi açısından önemli.
Soğan ise ne çiğ ne de tam karamelize olmalı. Çiğliği hafif kırılmış, ısırdığınızda ağızda erimeyip bir parça kıtırlığı kalmış, karamelize olup çok fazla şekerini bırakmamış soğanın ideal olduğunu düşünüyorum. Herkese afiyet olsun…(Murat Bozok)

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

GURMELER İÇİN LONDRA TURU

ürkiye’de kebap-balık-steakhouse üçgeninden vazgeçmeyen eş dost, Edirne sınırlarını geçince birden boyut değiştirip gurme oluyoruse üçgeninden vazgeçmeyen eş dost, Edirne sınırlarını geçince birden boyut değiştirip gurme oluyor. Başlıyorlar büyük bir hararetle restoran isimlerini sormaya. Google’dan yapılan uzun araştırmalar neticesinde günler öncesinden rezervasyon yaptırıyorlar. Rezervasyon yaptırırken (Türkiye’de asla yapmayacakları) kredi kartı numaralarını paşa paşa veriyorlar. Hepsi küçük birer sevgili Vedat Milor ve Mehmet Yaşin oluyor. Önümüzde 29 Ekim ve yılbaşı var. Herkesin işini kolaylaştırmak için Londra’nın en gözde ve lezzetli yerlerinden bahsetmek istedim bu hafta. Hepsinin lezzetine kefilim…

b911zP2zxPHKyWRxGGuW

Her gün değişen mönüsü, el yapımı harika makarnaları ve kasmayan keyifli atmosferi ile Londra’da favori mekanlarımdan. Yemekler daha çok İtalyan orijinli. Meşhur ‘River Cafe’ lokantasının biraz daha günümüze uyarlanmış hali olarak düşünebilirsiniz. Hergün değiştiği için çok geniş bir mönüsü olmasa da yiyeceğiniz her lokmanın taze ve lezzetli olacağından emin olabilirsiniz. Fiyat-kalite dengesi bakımından da Londra standartlarına göre çok uygun olduğunu düşünüyorum.

Launceston Place Restaurant, Kensington, Notting Hill,

Herhalde “Londra’nın en romantik restoranı hangisi?” diye sorsalar, hiç düşünmeden “Launcheston Place” derim. Ambiyansının yanı sıra yemekleri de harika olan bu mekan, uzun yıllardır niye alamadığını bilemediğim 1 Michelin yıldızına da sonunda kavuştu. Michelin yıldızlı olması kimseyi korkutmasın, zira yemekler son derece yalın ve lezzetli. Servisi de son derece üst düzeyde olan Launcheston Place’ı, özellikle romantik bir akşam yemeği düşünenler için mutlaka tavsiye ederim.

Dabbous Choc Ganache1

Dabbous, Londra’da yer bulunması en zor lokantaların başında geliyor. Hiçbir abartısı ve zorlaması olmayan bu lokantanın lezzetli yemekleri herkesin dilinde. İngiltere’de en özel ve butik çiftliklerde yetiştirilen ürünler, olabildiğince sade bir şekilde sunuluyor. Bu talebe rağmen şımarmamaları ve fiyatlarını oldukça makul seviyede tutmaları yüzünden Dabbous’a olan ilgi hiç azalmadan devam ediyor.

6250_dinner2

Meşhur ‘Fat Duck’ restoranının sahibi ve şefi Heston Blumenthal’in Londra’daki bu lokantası çıkışına roket hızıyla devam ediyor. Halihazırda oldukça popüler olan lokanta, bu yıl “Restaurant” dergisi tarafından dünyanın en iyi yedinci lokantası (İngiltere’nin de en iyisi) seçilince şöhretine şöhret kattı. “İngiltere’nin bir mutfağı mı var?” şeklinde soranlara nispet yaparcasına, tarihi İngiliz yemeklerinin rafine edilmiş halini harika bir biçimde sunuyorlar. Hyde Park manzarası da bonusu…

IMAG3235

Şu anda Londra’nın en gözde şampanya barlarından bir tanesi. Klasik şampanya barlarının aksine havyar, istiridye gibi lüks ürünler sunmaktansa, el yapımı sosisli sandviçler hazırlıyorlar. Sosisli deyip geçmemekte yarar var. Hepsi birbirinden lezzetli..

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Ciğerin en iyi 10 adresi

Gurme yazarlar, yemek uzmanları, oyuncular, televizyoncular, radyoculardan oluşan büyük jüri seçti.

Canım Ciğerim
Mersin usulü
Asmalımescit’teki Canım Ciğerim’i Mersinli İlhan Özkan 2000 yılında açtı. Kuzu ciğeri şişe geçirilerek kömür ateşinde pişiriliyor, salata, soğan, piyaz ve Mersin baharatlarıyla servis ediliyor. Porsiyonu 20 TL. Gece 24.00’e kadar açık. (Telefonu: 0212 252 60 60)

 
Ciğerci Kazım-İlhan Usta
40 yıllık lezzet
Meşhur Edirne Ciğercisi Kazım Usta’nın ciğerlerinin ünü 40 yıllık. Damadı İlhan Şen de bu mesleğin erbabı olunca Kazım ve İlhan Usta birlikte anılmaya başladı. İnce kesilmiş dana ciğeri dolapta 6 saat bekletiliyor, sonra kızgın yağda pişiriliyor. Porsiyonu 10 lira. (Telefonu: 0284 212 12 80)

 
Aydın Tava Ciğercisi
Terbiye ediliyor
Edirne’deki Aydın Tava Ciğercisi, tava ciğerinin en iyi yapıldığı yerlerden. Ciğer önce terbiye ediliyor, sonra tavaya atılıyor. Yanında cacık ve kurutulmuş biberle servis ediliyor. Porsiyon fiyatı 10 TL. Saat 11.00- 20.30 arasında servis var. (Telefonu: 0284 214 10 46)

 
Ciğerci Apo
Ciğer dürüm
Ciğerci Apo, Mersin’in ünlü ciğercisi. 1967’den beri ününü koruyor. Oturur oturmaz masanız ciğer şiş, közlenmiş soğan salatası ve piyaz ile donatılıyor. Bu servis karşılığında 12 TL ödüyorsunuz. Ciğer dürümü de çok meşhur; fiyatı ise 6 TL. (Telefon: 0 324 231 45 60)

 
Ciğerci Hulusi
Mersin lezzeti
Kadıköy’deki Ciğerci Hulusi’nin Mersin’den getirdiği lezzet müthiş. Hulusi Ecevit, Mersin’in ünlü ciğercilerinden Apo’nun ustalarından. Çöp ciğer, pişmiş domates ve biber, soğan, domates ezme, turp ve lavaşla servis ediliyor. 10 adet ciğer şiş fiyatı 18 lira. (Telefonu: 0216 336 11 23)

 
Ciğerci Niyazi Usta
Nar gibi kızarmış
Ciğerci Niyazi Usta yaklaşık 30 yıldır Edirne’de tava ciğeri yapıyor. Nar gibi kızarmış, taze, yumuşacık yaprak ciğerinin tadı bambaşka. Yanında domates, soğan ve Edirne’ye has biberle servis ediliyor. Porsiyonu 10 lira. (Telefonu: 0284 212 52 44)

 
Despina
Ara sıcak
Kurtuluş’taki Despina Meyhanesi, İstanbul’da en iyi ciğerin yapıldığı yerlerden. 1946’da Madam Despina açmış. Yaprak kuzu ciğeri ara sıcak olarak sunuluyor ve meyhanenin olmazsa olmazı. Saat 12.00-01.00 arasında açık olan Despina’da yenilen ciğerin tadı unutulmuyor. (Tel: 0212 247 33 57)

 
Birtat Ocakbaşı
Onun ciğeri farklı
Üsküdar- Selimiye’deki Birtat Ocakbaşı, Arnavut ciğerini çok farklı ve yumuşacık yapıyor. Ancak Murat Usta bu farka neden olan sırrını vermiyor. Mutlaka gitmeden önce rezervasyon yaptırmanızı öneririz. (Telefon: 0216 553 66 64)

 
Edirne Kırkpınar
Tava ciğer
Edirne Kırkpınar Lokantası, Edirne’nin ünlü tava ciğerini en lezzetli yapan yerlerden. İstanbul, Ankara, Bursa, Samsun’da şubeleri var. Tava ciğerin porsiyonu 12 TL. (Trump Towers Alışveriş Merkezi’ndeki telefonu: 0212 265 02 32)

 
Lades
Arnavut ciğeri
Beyoğlu’ndaki Lades Restaurant da Arnavut ciğerinin en iyi yapıldığı yerlerden. Kuzu ciğerinden yapılan Arnavut ciğeri ana yemekler arasında. 11.30- 22.00 saatlerinde açık olan Lades’te Arnavut ciğeri beğendi ile servis ediliyor. (Telefon: 0212 251 32 03)
(06.01.2013 tarihli Posta Karnaval’dan yapılmıştır.)

Tarifler kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sacher Turtası (Sachertorte)

IMG_0529

19. yüzyılda Avusturya’da genç bir aşçı yamağı tarafından (Franz Sacher) keşfedilen bu özel çikolatalı tat, bugün yaratıcısının adıyla tüm dünyada tanınmaktadır.

Zafer Çetinöz Executive Chef

Avusturya mutfağının bu en ünlü pastasının tarifi şöyle:

SachertorteMalzemeler

Keki için

150 gr. doğranmış bitter çikolata
90 gr. oda sıcaklığında tereyağı
100 gr. toz şeker
100 gr. un
5 adet akı ve sarısı ayrılmış yumurta
75 gr. kayısı reçelinin suyu
Kreması için

1 yemek kaşığı tereyağı
125 gr. doğranmış bitter çikolata
90 ml. soğuk koyu kahve
300 gr. pudra şekeri
1 yemek kaşığı vanilya
Yapılışı
Kek: Fırınınızı 160 derecede ısıtın. 23 cm. çapında kek kalıbı hazırlayın. Çikolatayı eritin. Soğuması için bir kenarda bekletin. Tereyağı ve şekeri geniş bir kabın içinde mikser ile orta hızda krema kıvamına gelinceye dek çırpın. Yumurtaların sarısını teker teker karışıma ekleyin ve karıştırın. Erimiş çikolatayı ve unu karışıma yedirin. Mikseri yüksek hızda çalıştırarak başka bir geniş kabın içine yumurtaların akını sert tepecikler oluşturuncaya dek çırpın. Yumurtaların akını çikolatalı karışıma yedirin. Hazırladığınız hamuru kalıba aktarıp yaklaşık 55-60 dakika pişirin. Yeterince pişmiş olup olmadığını anlamak için keke bir kürdan batırın. Dışarı çektiğinizde kürdan temiz kalmalıdır. 20 dakika bekletin. Kalıbın kenarlarını gevşetip çıkarın. Tamamen soğumaya bırakın. Keki yatay olarak ikiye bölün. Beyaz parçayı servis tabağına yerleştirin ve üzerine kayısı reçelinin suyunu yayın. Üst parçayı üzerine kapatın.

Krema: Tereyağı ve çikolatayı eritin. Kahve, pudra şekeri ve vanilyayı da içine ekleyerek karıştırın. Hazırladığınız kremayı kekin üzerine ve kenarlarına sürün. Afiyet olsun…

Not: Tarif lezzetler.com sitesinden alınmıştır.

Tarifler kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın