Dumanı tüten lezzetler

Ne kadar tok olursak olalım, fırının önünden geçerken burnumuza gelen sıcak ekmek kokusu çoğumuzu yeniden acıktırır, hele bir de, enfes bir çorba bizleri bekliyorsa.

Asma yaprağı çorbası 
Malzemeler (6 kişilik) : * 2 çorba kaşığı zeytinyağı * 1 adet kuru soğan * 1 tatlı kaşığı ezilmiş sarımsak
* 1 çay bardağı pirinç * 1 çay bardağı kıyılmış   taze nane * 3 su bardağı taze asma yaprağı
* 1 tatlı kaşığı karabiber * Tuz * 5 su bardağı su
Terbiyesi için: * 2 su bardağı yoğurt  * 1 çorba kaşığı un * 1 adet yumurta

Hazırlanışı:

Küp doğranmış kuru soğanı, zeytinyağında, sarımsakla beraber kavurun.

Kıyılmış asma yapraklarını ekleyin ve 5 dakika soteleyin.

Suyunu ilave ederek bir taşım kaynatın.

Ayrı bir kasede, yoğurt, yumurta ve unu çırpın, çorbanın suyundan alarak terbiyeyi ısıtın ve tekrar çorbaya boşaltın.

Pirinçleri ekleyin ve yumuşayıncaya kadar pişirin.

Taze nane ve baharatları ekleyerek servis yapın.

 

Kişnişli yeşil mercimek 

Malzemeler (6 kişilik): * 1 su bardağı yeşil mercimek * 1 adet kuru soğan * 2 adet domates * 2 adet kırmızı biber

* 2 adet kereviz sapı * 1 çorba kaşığı ezilmiş sarımsak * 2 tatlı kaşığı kişniş * 1 çorba kaşığı kimyon

* 1 tatlı kaşığı kırmızı biber * Tuz * 6 su bardağı su

Terbiyesi için: * 1 adet limon * 1 adet yumurta

 

Hazırlanışı:

Mercimekleri, yıkadıktan sonra suyunu ekleyerek,  10 dakika haşlayın.

Küp doğranmış sebzeleri, mercimeğe ekleyin ve mercimek yumuşayıncaya kadar pişirin.

Baharatları ve doğranmış kereviz sapını ilave edin, bir taşım kaynatın.

Limon ve yumurtayı ayrı bir kasede çırpın ve çorbanıza ekleyerek servis yapın.

 

Kekikli ekmek

Malzemeler (6 kişilik): * 1 çay bardağı yoğurt * Yarım çay bardağı su * 2-3 su bardağı un * 1 çorba kaşığı kabartma tozu

* 1 çay kaşığı karbonat * 1 çay kaşığı tuz * 1 çay kaşığı   toz şeker * 4 çorba kaşığı tereyağı * Yarım çay bardağı zeytinyağı

* 2 çorba kaşığı kekik

 

Hazırlanışı:

Su, yoğurt, tereyağı ve zeytinyağını geniş bir kasede karıştırın.

Diğer hamur malzemelerini, unu azar azar ekleyerek yoğurun.

Unlanmış tezgaha, hamurunuzu koyun, elinizle yuvarlayarak ince bir silindir haline getirin.

Silindiri 2 parmak kalınlığında dilimleyin.

Hazırladığınız hamurları, yağlanmış fırın tepsisine dizin.

180 derecede ısıtılmış fırında, altın rengini alıncaya kadar pişirin.

 

Rezeneli tavuk çorbası 

Malzemeler (6 kişilik):  * Yarım tavuk * 2 çorba kaşığı tereyağı * 3 adet domates 

* Yarım su bardağı taze rezene veya  3 çorba kaşığı kuru rezene

* 1 adet kuru soğan * 1 tatlı kaşığı tane karabiber * 1 çay kaşığı köri * 1 çay kaşığı kimyon

* Tuz * 1 adet limon suyu * 5 su bardağı su

Hazırlanışı: 

Tavuğunuzu haşlayın.

Küp doğranmış soğanları tereyağında kavurun.

Doğranmış domateslerinizi ekleyerek soteleyin.

Tavuk suyunu, etlerini, baharatlarını ekleyerek, 35 dakika kadar pişirin.

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Soğuk da içilir!

 

Çorba denince hepimizin aklına gelen sıcak, dumanı tüten kaseler gelse de, şimdi buz gibi ferah ve lezzetli soğuk çorba

Genellikle içine koyacağınız çiğ yaz sebzeleri, hem sağlığınıza katkı sağlayacak, hem de çorbamız hazır bir şekilde, hep elimizin altında olacak…

 

Havuç çorbası
Malzemeler (6 kişilik)
* 4 çorba kaşığı zeytinyağı  * 1 adet kuru soğan  * 6 adet havuç  * 4 diş sarımsak   * 2 çorba kaşığı un 
* 5 su bardağı su  * 1 su bardağı soğuk su * 1 çorba kaşığı limon suyu * 1 tatlı kaşığı zencefil 
* Tuz, karabiber * Yarım demet maydanoz  * 1 çay bardağı rendelenmiş beyaz peynir
Hazırlanışı: 
Zeytinyağında küp doğranmış soğan, havuç ve sarımsağı 5 dakika soteleyin. Suyunu ekleyin ve bir taşım kaynatın. Unu ilave edin ve karıştırarak çorbanızı 
15 dakika pişirin. Limon suyu, tuz, zencefil ve karabiberi ekleyin ve mutfak robotuyla çorbanızı pürüzsüz oluncaya kadar karıştırın. Servis ederken, üzerine maydanoz ve peynir serpin.

 

 Rezeneli bezelye çorbası
Malzemeler (6 kişilik)
* 5 su bardağı su   * 4 çorba kaşığı zeytinyağı  * 1 adet kuru soğan  * 1 adet patates 
* 2 su bardağı bezelye  * 1 adet kök rezene * 1 çay bardağı kıyılmış taze rezene veya 2 çorba kaşığı kuru rezene  
* Tuz, karabiberÜzerine;* Yarım demet taze soğan * 1 çay bardağı kıyılmış maydanoz
 
Hazırlanışı: 
Zeytinyağında küp doğranmış soğan, patates, rezene ve bezelyeyi soteleyin. Üzerine suyunu koyarak, sebzeler yumuşayıncaya kadar pişirin. Mutfak robotunda karıştırarak, pürüzsüz kıvama getirin. Baharatları ekleyin ve soğuması için bekleyin. Serviste, üzerine ince kıyılmış taze soğan ve maydanoz serpin.
 
Yoğurtlu patates çorbası 
Malzemeler (6 kişilik)
* 5 adet patates  * 1 çorba kaşığı ezilmiş sarımsak  * 2 su bardağı yoğurt 
* Yarım su bardağı kıyılmış taze nane  * 5 su bardağı su   * Tuz, karabiber
Üzerine;  * 6 çorba kaşığı zeytinyağı
 
Hazırlanışı: 
Patateslerin kabuklarını soyup küp doğrayın ve  5 su bardağı suda, yumuşayıncaya kadar haşlayın. Suyunu kullanmak üzere saklayın. Yoğurt, sarımsak ve baharatları iyice çırpın.Patatesler soğuyunca, çırpılmış yoğurt ve taze naneyi ekleyerek çorbanıza karıştırın. Üzerine zeytinyağı gezdirerek servis yapın.
 
Tuzlu gazpacho 

Malzemeler (6 kişilik)*
 4 su bardağı domates suyu  * 4 adet domates  * 3 adet turp  * 2 adet kırmızı soğan  * 3 diş sarımsak * 1 adet salatalık  * 2 çorba kaşığı üzüm sirkesi  * 1 adet kırmızı biber  * Yarım demet dereotu * Tuz * 4 çorba kaşığı sızma zeytinyağı
Üzerine; * 1 su bardağı galeta unu * Salatalık, domates, soğan, turp, kırmızı biber, dereotu.  * Minik doğrayınız ve her kaseye ayrı ayrı 3’er kaşık ekleyiniz.,
Hazırlanışı: 
Turp hariç, tüm malzemeyi domates suyunun içine koyarak, mutfak robotu yardımıyla iyice eziniz. Servis yaparken üzerine ayırdığınız domates, soğan, biber, dereotu ve turpları, fesleğenle beraber üzerine paylaştırın.Etiketler:  Milliyet Kadın,

 

 

 

Tarifler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İstanbul’un en iyi 25 pizzacısı

Bir zamanların yoksul yemeği pizza, bugün en popüler mekanların bile mönülerinden eksik olmuyor…

 Hamurun üzerindeki eriyen nefis peynir, üzerine serpiştirilen salamlar, sucuklar, mantarlar, zeytinler… Bir zamanların yoksul yemeği pizza, bugün en popüler mekanların bile mönülerinden eksik olmuyor.

 

 

- Grissini: Mönüsünde  13 çeşit pizza var. Mevsim sebzelerinden oluşan ‘Verde’ ve dana etiyle yapılan ‘Salsa Di Vano’ en çok sipariş alanlar. ‘Salsa Di Vano’nun sırrı, kırmızı şarap sosu. Üç dakikada servise hazır olan pizzalar, taş fırında pişiyor. Fiyatlar 21-37 TL. Tel: 0 212 343 12 97

2- Trattoria da Rosario: 16 çeşit pizzası var. En sevileni, ızgara patlıcandan yapılan ‘Sicilya’. ‘Tuna balıklı pizza’sı da bir başka spesiyal. Fiyatlar 17-23 TL. Tel: 0 216 327 63 63

3- Trattoria il Faro: Pizzalar beş dakikada servis ediliyor. 20 yaşındaki Ömer Usta, pizzaya fark katanın peynir olduğunu söylüyor. 13 çeşit arasında en çok ‘rozbif’li sipariş ediliyor. Acı İtalyan salamlı ‘Fuego’ ve ‘dört peynirli pizza’ da diğer favoriler. Fiyatlar 18-29 TL. Tel: 0 216 550 97 97

4- Mama: Kepekli pizzalarıyla diyette  olanların gönlünü fethediyor. 18 çeşit pizza arasında sebze sevenler enginarlı  ‘Siciliana’yı, acı sevenler ise baharatlı tavukla yapılan ‘Polo&Porcini’yi tercih ediyor.  Fiyatlar 15-31 TL. Tel0212 241 11 52

5- Da Mario: Buradaki pizzaların özelliği çıtır çıtır olmaları. Domates soslu ve mozzarella peynirli ‘Margarita’, mönünün gözdesi. Taze enginar kalbi ve kepekli hamurla yapılan pizza ise kilosunu düşünenler için.   Fiyatlar 16-38 TL. Tel: 0 212 265 51 86

6- The House Cafe: The House Cafe’lerde pizza yemek için mönüye sadık kalmak zorunda değilsiniz. Dileyen, damak tadına uygun pizzayı kendi yaratabiliyor. Diyelim ‘Margarita’yı seçtiniz, üzerine İtalyan salamı, bresaola veya dilediğiniz lezzeti ekletebiliyorsunuz. Fiyatlar 18-25 TL arasında.   Tel: 0 212 444 48 42

- Num Num: Buradaki pizzalar, yüzde 50 kepekli un, yüzde 50 beyaz unla hazırlanıyor. Taş fırında pişirilen çeşitler, salatayla servis ediliyor. En sevilen pizzası, ana malzemesi kıyma, pepperoni ve jalapeno olan ‘etli metli’.  ‘Közlenmiş patlıcanlı pizza’ ise mönünün en yenisi. Fiyatlar 16-23 TL.    Tel: 0 216 358 66 00

8- Paper Moon: Akmerkez’de hizmet veriyor. 16 çeşit pizzasının hepsi spesiyal. En çok kurutulmuş dana eti ve rokayla yapılan ‘Bresaola’ ve ızgara sebzeli pizza sipariş ediliyor. Fiyatlar 22-45 TL. Tel: 0 212 282 16 16

9- Spazio: Mönüde 4 çeşit var. En çok siparişi İtalyan klasiği ‘Margarita’ ve ‘Prosciutto’ alıyor. Diğer iki çeşit de ‘mantarlı’ ve ‘ıspanaklı pizza’. Talebe göre çeşitler artabiliyor. Fiyatlar 21-27 TL arasında. Tel: 0 212 368 12 34

10- Il Padrino: Mönüsünde 16 çeşit pizza var. En beğenilenleri, enginar kalbinin farklı bir lezzet kattığı ‘Stagioni’. Fiyatlar 16-24 TL arasında. Tel: 0 216 573 45 45

11- Bella Vista: Bahçeşehir’de hizmet veren mekanın mönüsünde 26 çeşit pizza var. ‘Pizza Bela Vista’ sadece burada olan bir çeşit. Ana malzemesi tavuk. ‘İtalyan pidesi’ olarak bilinen ‘Calzone’de de iddialılar. Jambon, mantar, yumurta ve enginarla yapılıyor. Fiyatlar 17-33 TL. Tel: 0 212 669 42 55

12- Piola: Mönüsünde 64 pizza var. Light pizzalarda tam buğday unu kullanılıyor. Kuru füme etli ve kavurmalı pizzalar, spesiyallerinden. En çok sipariş edilense kadın müşterileri yoğunlukta olduğu için ‘sebzeli pizza’. Taş fırında pişen ince hamurlu pizzaların fiyatları 14 ile 36 TL arasında. Tel: 0 212 337 30 70

13- Pastarito: Suadiye’de hizmet veriyor. Diyet pizzaların reçeteleri gramaj olarak ‘ağır’ olsa da kalorisi düşük. ‘Gorgonzola   peynirli pizza’sı en sevilen çeşidi.  Fiyatlar 18-34 TL. Tel: 0 216 362 35 01

14-Papa John’s: Pizzalar biber turşusuyla geliyor. ‘Barbekü soslu tavuk’ ve ‘mantarlı pizza’ buraya özel. Türk damak tadından vazgeçemeyenler için de sucuk ve pastırmalı ‘Ottoman Pizza’ var. 10 TL’den başlayan fiyatlar boyutuna göre 37 TL’ye kadar çıkıyor.  Tel: 0 216 349 17 00

15-Upper Crust: Mönüde 26 çeşit pizza var. Çeşitler, ‘özel pizzalar’, ‘Türk pizzaları’, ‘karidesli pizzalar’ ve ‘pesto soslu pizzalar’ olmak üzere dört başlık altında sunuluyor. Tavuk fajita ve karidesli olanları deneyin. Fiyatlar 18-33 TL. Tel: 0 212 227 52 27

16-Beppe Pizza: Pizzaları içinde en çok ‘Extra Rosa’ seviliyor. 31 TL’lik fiyatıyla en pahalısı da bu. ‘Extra Rosa’, sucuktan salama, kıymadan mantara 11 çeşit malzemeyle yapılıyor. Mekanın spesiyali ise mezgit ve somon filetosuyla hazırlanan ‘balıklı pizzalar’. Fiyatlar 9.90 TL’den başlıyor. Tel: 0 216 550 22 00

17-Otto: 21 çeşit pizza var. En çok karma ve üç mantarlı satılıyor. İsterseniz kepek unuyla hazırlatabiliyorsunuz. ‘Füme dilli pizza’ en yenisi. Çam fıstığı, roka ve nar ekşili sosla hazırlanan ‘Şefin Seçimi’yse sadece burada yiyebileceğiniz bir lezzet. Fiyatlar 14-28 TL.  Tel: 0 212 292 70 15

18-Miss Pizza: Miss Pizza’nın mönüsünde sadece pizza var. Şimdilik 33 çeşit bulunuyor ama sayı her geçen gün artıyor. ‘Ançuezli Selena’ ve Funghi’, mönünün gözdesi. Ricotta peyniri, bal ve fıstıkla yapılan ‘Pizza Honey’ de değişik tatlara açık damaklara hitap ediyor. Fiyatlar 12-33 TL arasında. Tel: 0 212 251 32 34

19-Zazie: Mönüdeki 17 çeşit pizzanın çapı 32 cm. En sevileni ‘Zazie Pizza’. Marine edilmiş patlıcan, tulum peyniri, çam fıstığı ve domates sosla yapılıyor. Doğalgazlı taş fırında pişen pizzaların hamuru, çıtır olması ve kolay hazmedilmesi için üç gün bekletiliyor. Bu sayede pizzalar mideyi şişirip rahatsız etmiyor. Fiyatlar 18 TL’den başlıyor.   Tel: 0 212 231 87 81

20-Fratelli la Bufala: Napoli usulü 20 çeşit pizza yapan mekanda ‘Margarita’ yok satıyor. En pahalı pizzaları, deniz mahsüllü olanı: 39 TL. Bresaola ve ananasın buluştuğu ‘Tropicale’ fark arayanlar için ideal.
Tel: 0 212 325 54 11

21-Mezzaluna: 25 çeşit pizza var. Sipariş alındıktan 3-4 dakika sonra hazır oluyor. Pizzalara isimlerini veren ‘Cotto Jambon’, ‘Parma Jambonu’, ‘Napoli Salamı’ gibi şarküteri ürünleri ve peynir çeşitleri İtalya’dan geliyor. Müdavimleri en çok ‘Robespierre’i seviyor. Bu pizza, ince bonfile dilimleri, domates, roka, kekik, sarımsak, parmesan, mozzarella ve domates sosla yapılıyor. Fiyatları 18-36 TL arasında.
Tel: 0 212 352 88 11

22-Vapiano: Mönüsünde 19 çeşit pizza var. Açık mutfakta yapılan pizzalar arasında labne özel soslu, üzerinde küp dana bacon parçaları olan, taze ve kırmızı soğanlı  ‘Flammkuchen’ favori. Koyun feta peyniriyle yapılan Akdeniz lezzeti ‘Pamodorini’ de mekanın spesiyali. Fiyatlar 15 TL’den başlıyor.
Tel: 0 216 464 42 65

23-Pucci Plus: 11 çeşit var. Hemen hepsi de klasik İtalyan pizzası. Diyette olanlar ıspanak ve enginar kalbiyle yapılan ‘Pizza Euro’yu tercih edebilir. Et yemeyenler için mevsim sebzelerinden oluşan vejetaryen seçeneği mevcut. Fiyatlar 19 TL civarında. Tel: 0 212 293 67 32

24-Pizzeria Trio: ‘Sebzeli Carciofo’ ve ‘Hellim Peynirli Pizza’ en sevilen çeşitleri. İncecik hamurlu pizzalar açık mutfakta hazırlanıyor ve taş fırında pişiriliyor. Sos olarak da baharatlarla harmanlanmış zeytinyağı kullanılıyor. Tel: 0 212 252 44 44

25-Mia Mensa:  Kuruçeşme ve Suadiye’de şubeleri var. Hangisine giderseniz gidin her ay değişen bir mönü göreceksiniz. Mönüye her ay Akdeniz mutfağından bir başka lezzet ekleniyor. Yenilere rağmen cazibesinden bir şey kaybetmeyen tek şey ise pizza. ‘Vitello’ ve ‘Dört Peynirli’, Mia Mensa’nın en sevilen çeşitleri. Fiyatlar 25 TL civarında.  Tel: 0 212 263 76 35CADDE

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

BAYRAMDA YURT DIŞI RESTORAN REHBERi

Haklı olarak tatile çıkmadan önce herkes birbirine, gidilecek şehirle ilgili sorular soruyor. Bana da en çok soru, lokanta tavsiyelerimle ilgili geliyor. Aşağıda son birkaç yıl içinde gittiğim şehirlerde en iyi yemek yediğim yerleri sıraladım. Bazıları göreceli olarak pahalı olsa da, hepsinin fiyat-kalite dengesinin yerinde olduğunu düşünüyorum. Şimdiden iyi ve afiyetli bayramlar dilerim

l’OgenblIck, Brüksel
Şehir merkezindeki, muazzam Saint Hubert’s galerilerinin içerisindeki bu lokantanın dış görünümü aldatıcı olabilir. Salaş dekorasyonlu ama yemekleri 10 numara. İki gece üst üste gidecek kadar beni etkiledi. Kağıtta kalkan balığını ve deniz tarağı türlüsünü yolunuz düşerse mutlaka denemenizi tavsiye ederim. Meyveli melba tatlısı ve nefis Belçika çikolatasından yapılan profiterolü de es geçmeyin.

MontIna, MIlano
Montina soyadlı ikiz kardeşlerin işlettiği 20 küsür senelik bu lokanta da İtalyan mutfağının en güzel örneklerini bulabilirsiniz. Tatlılar, makarnalar muhteşem. Ama ‘stracciatella’ isimli içi akışkan mozzarella peynirini denemeden Milano’yu terk etmeyin.

Falafel Sahyoun, Beyrut
Beyrut’un sanayi mahallesinde falafel dürüm yapan bu küçük dükkan çok tekin bir yerde değil. Taksiyle giderseniz, sizi beklemesini rica edin ve bir dürüm de ona ısmarlayın. Emin olun bu yolculuğunuza değecek.

DourabeIs, Atina
Atinalıların tercih ettiği bu salaş balık restoranı belki de hayatım boyunca yemek yediğim en iyi balık lokantası olmaya aday. Kalamar, ahtapot ve tatlı olarak lokma aklımda kalan nefis lezzetler. Sadece Dourabeis’te yemek yemek için bile Atina’ya gidilir.

DInner, Londra
Meşhur Fat Duck’ın şefi ve sahibi Heston Blumenthal’in Londra’da açtığı ‘Dinner’, Fat Duck kadar sınırları zorlamıyor. Daha rahat ortamda, çok lezzetli yemekleri Hyde Park’a doğru yemek istiyorsanız, rezervasyonunuzu önceden yaptırmayı unutmayın.

DOM, Sao Paulo
Dünyanın bu sene en iyi dördüncü restoranı seçilen DOM, kısa zamanda bir numara olacak. Sadece Amazon’dan elde edilen ürünlerin kullanıldığı DOM’da yemek yemek inanılmaz bir gastronomi deneyimi.

MInetta Tavern, New York
Minetta Tavern, meşhur Balthazar ve Pastis’in yaratıcılarının New York’taki diğer popüler lokantası. Yemekler nefis. İçerisi hınca hınç dolu. Kimi isterseniz var. Manhattan’ın en güzel sokaklarından Blecker’daki Minetta Tavern, New York’un en iyi bistrosu.

Cafe VIena, Barselona
Cafe Viena, salaş mı salaş bir sandviç dükkanı. İçerisi her daim tıklım tıklım. Değil yer bulmak, kapıdan içeri girmek bile çoğu zaman imkansız. Cafe Viena’da hayatım boyunca yediğim en lezzetli sandviçleri yedim. Barselona’daysanız ne yapıp edin, mutlaka uğrayın.

La Pergola, Roma
Roma’ya tepeden bakan bu lokantanın Alman asıllı şefi Heinz Beck adeta bir sihirbaz. 3 Michelin Yıldızlı La Pergola’da İtalyan yemeklerinin en rafine halini bulabilirsiniz. Şarap ve su listesi, kullandıkları tabaklar, çatal ve bıçaklarsa her restorancının imreneceği cinsten
murat bozok makaleleri

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

En iyi lezzet durakları

Yemeğin güzelliğinin tek bir ölçütü vardır: Aklınızda ve yüreğinizde kalıp kalmaması..onu tekrar yiyerek keyif almak av defalarca ifade edebilmek.

Piyazcı baki usta Antalya

Food product ziyareti sırasında çok iyi bir mutfak şefi olan ilkay kansoy dostumla birlikte yemek yeme şansı buldugum ender lezzetlerlerden bir tanesi.Antalyada dogu garajında yer alan 30 yıllık dükkanında meşhur antalya piyazı yanındada kuzu döşünden hazırlanmış köftesi tek kelimeyle harikaydı.antalyaya yolunuız düştüğünde mutlaka ziyaret edilmeli.

Hamsi köylü Ahmet usta Trabzon

Güzel bir gürcistan gezisinin  sonunda güçlüklede olsa trabzona ulaşma keyfini yaşarken çok degerli ögretim görevlisi bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine araçla yola çıktık.yaklaşık 35 dakikalık bir yolculuk sonunda hamsi köylü ahmet ustayla buluştuk.başında mavi kepi ahçı önlügünün üzerinde süveteriyle  çok  sıcak bir şekilde karşıladı bizi.ziganadan gelen suyla hazırladıgı çayın hala tadı damağmda.bi o kadar ki karadeniz yaylarından toplanan sütle yapılan hamsi köy sütlacının lezzetini kelimelerle anlatamam.karadenizde bafra pidesinden sonra gelen en iyi lezzet.

Kelleci pala ahmet İzmir Oğlananası beldesi

Hayatım boyunca defalarca izmir’e gitmiş olsamda ilk defa izmirde yemiş oldugum ve görmekten büyük keyif aldıgım kelleci pala ahmet.boynunda puşisi pala bıyıklarıyla gözlerinin içindeki gülümsemeyle karşıladı bizi.sofrayı kendisi bizzat hazırladı.bizim için bahçesinden topladıgı yeşillikler ve sögüş çeşitleri,günlük çömlekte tava yogurdu,meşe odunu fırında hazırlamış oldugu kelle ve kokoreç ızgara muhteşemdi.yıllar sonra izmirde karşılaşmış oldugum bu lezzet şöleni karşısında hem çok şaşkın hemde çok mutluydum.egenin incisi hoşgörü memleketinde kelleci pala ahmet mutlaka ziyaret edilmeli.

Sütçü fevzi erol kardeşler kahvaltı salonu  Van

Güneydogu anadolu her gittiginiz bir şehirde çok farklı lezzetler tatma imkanı bulabiliyorsunuz.yolunuz bu seferde van’da bir kahvaltı salonunda keşisti degerli dostlarımla.sütçü fevzi erol kardeşler kahvaltı salonu; sarmısak ve simon otundan yapılmış vanotlu peyniri,kavurmalı yumurtası,bal kaymak ve sıcacık tandır ekmeği aklımda kalanlar arasında.vanda gerçekten görülmeli bir mekan.

Bir dahaki en iyi lezzet durakları makalesinde görüşmek üzere.

Zafer çetinöz-Cretive Executive Chef

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kaz ciğerinin geleceği nereye dogru koşuyor..


Pazartesi gününden itibaren Kaliforniya’da kaz ciğeri tüketilmesi yasaklanacak. Tahmin ediyorum, insanlık tarihinde ilk defa sağlığa zararı olmayan ve soyu tükenme tehlikesi bulunmayan bir yiyecek yasaklanıyor. Bir nevi üretimi ve tüketimi suç sayılan uyuşturu maddelerle eş bir statüyle…

Kaz ciğeri veya yurt dışında bilinen adıyla ‘foie gras’, fikrimce yeryüzünde yenebilecek en muhteşem lezzetlerin başında geliyor. Tereyağımsı kıvamı, kendine özgü baskın ama bir o kadar zarif aromasıyla insanı mest eden olağanüstü bir tat. Doğru pişirildiğinde karamelize olan dışının kıtırlığı ve içinin yumuşaklığı damak çatlatacak güzellikte. Her harikulade güzellik gibi, kaz ciğerinde de madalyonun görünmeyen kirli yüzü var. Kazların ciğerini yağlandırmak, yani lezzetlendirmek adına, hayvanları hareket edemeyecekleri kadar ufak kafeslere koyup, ağızlarına huni gibi bir aparat takarak ara vermeksizin besliyorlar.


Bu zulümden dolayı, üretimi dünyanın birçok bölgesinde yasaklanan kaz ciğerinin, ilk defa tüketimi de yasaklanıyor. Yüzde 90’a yakın oranla dünya kaz ciğeri üretiminde tekel olan Fransa, AB’den aldığı bazı özel imtiyazlarla üretimini devam ettirebilse de, artık eskisi gibi rahat satamayacak. Kaliforniya’da uygulanmaya başlanacak bu düzenlemenin, başta ABD’nin diğer eyaletleri olmak üzere, tüm dünyada hızla yaygınlaşacağını düşünüyorum.
Bu yasağın çıkmasında, başta PETA olmak üzere hayvan hakları derneklerinin büyük rolünü es geçmemek lazım. Mönüsünde kaz ciğeri bulunduran restoranları taşlamaya kadar işi götüren bazı sivil toplum örgütleri, konu hakkında kamuoyu oluşturmayı başardı. Zorla ve gaddarca beslenen kazların video ve fotoğrafları internette bolca dolaştırıldı. Neticede, insan sağlığına zararı olmayan bir yiyeceğin tüketilmesini yasaklatmayı başardılar…

Günaha son çağrı
Gelelim Kaliforniya’da ellerinde kaz ciğeri kalan restoranlara ve bu günahtan kendini alamayan kaz ciğeri sevenlere… Pazartesi günü başlayacak yasaktan önce, bu hafta sonu şehirdeki birçok restoranda kaz ciğeri temalı özel mönüler yapılacak. Tahmin ediyorum, yaşlandıklarında çocuklarına “Bu eyaletteki son kaz ciğerini ben yemiştim” diyebilmek adına, tüm mekanlara büyük ilgi var. Lokantalar stoklarını eritirken, her ne
pahasına olursa olsun dünyevi zevklerinden vazgeçmekte zorlanan insanoğlunun bu baştan çıkarıcı lezzetle vedası yaşanacak…murat bozok

Moleküler Gastronomi kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

NOMA, KARINCALAR VE FERRAN ADRIA

Rene Redzepi, dünyanın en iyi restoranı olarak kabul edilen Danimarka’daki Noma’nın sahibi ve şefi. Ağustosta tadilat için restoranını kapatma kararı aldığında, Londra’daki meşhur Claridges Hotel, kendisine 10 günlüğüne Noma’yı Londra’da açma teklifinde bulunmuş ve anlaşmışlar. Kişi başı 195 Sterlin’den tüm yerler 15 dakika içerisinde dolmuş. 10 bin kişi rezervasyon başvurusunda bulunmuş.
Rene Redzepi’nin Londra’da ‘pop-up’ restoran açma kararının sonrasında birçok hikaye anlatılıyor. Öncelikle Danimarka’da sadece 40 kişiye hizmet veren Redzepi’nin, Londra’da nasıl aynı kalitede 170 kişiye servis yapacağı konuşuluyor. Tüm malzemelerini İskandinavya’dan temin eden ve yerelliğin en büyük temsilcisi olan Noma’nın, malzeme temini konusunda sıkıntı yaşayacağı ayrı bir söylenti. Claridges’taki mönüsünde de olan ve imza yemeklerinin başında gelen ‘karınca’ların (evet bildiğiniz karıncaların) Danimarka’dan Londra’ya canlı getirilmesi gerekiyor. Kaba bir hesapla, 10 gün için 22 bin karınca lazım. Eğer hepsini aynı kutuya koyarsanız da birbirlerini yediklerinden, sadece karıncaların temini bile başlı başına olay.

Rene Redzepi’ye bir diğer eleştiriyse, giderek sistemin parçası haline gelmesi konusunda… Bu kadar tepki almasının sebebi, bundan önceki röportajlarında paranın ve şöhretin kendisi için hiçbir anlam taşımadığı konusundaki söyleminden kaynaklanıyor. İş ve özel hayatı arasındaki dengenin önemli olduğunu söyleyen, restoranında en kötü hissettiği anların misafirlerinden hesap alma faslı olduğunu anlatan, yıllık gelirinin 50 bin euro’nun altında olmasını gururla söyleyecek kadar nirvanaya ulaşmış bir şefin, restoranının kapalı olduğu dönemde, bütün ekibini toplayıp, gecede 170 kişiye yüksek fiyattan yemek satma gayreti, kendisini ilgiyle takip edenleri bir miktar hayal kırıklığına uğrattı. Daha fazla para için ikinci, üçüncü restoranlarını açan şefleri bir türlü anlayamadığını söyleyen ve onlarla dalga gecen Redzepi’nin Londra macerası biraz da bu perspektifte değerlendirilince garip karşılanıyor. Bazen büyük konuşmamak gerekiyor…

Çin mi dediniz?
Dünyanın yaşayan en iyi şefi kabul edilen Ferran Adria, meşhur lokantası El Bulli’yi kapattıktan sonra geçenlerde ilginç bir röportaj verdi. Dinlendiğini ve bu dinlenme esnasında yalınlaşıp, saflaştığından bahsetmiş. Şu aralar kurduğu vakıfla ilgilendiğini, ancak beklenenden daha önce, 2013’un ilk çeyreğinde yeni bir restoran projesiyle geri döneceğini müjdelediği bu söyleşisinde, gastronomi için öngörülerini de sıralamış. Ferran Adria’ya göre, dünyada yemek anlamında yükselişe geçen iki bölge var. Birincisi Güney Amerika, ikincisi Çin. Güney Amerika’nın yakın geleceğin yıldızı olacağı konusunda benim de hiç kuşkum yok. Zengin kültürleri var, yemek yemeğe aşıklar ve en önemlisi, dünyadaki tüm iyi restoranların kadrosunu çoğunlukla Güney Amerika’dan (başı Arjantin ve Brezilya çekiyor) gelen aşçılar oluşturuyor. Çin’in gastronomi alanında yükselen değer olacağı iddiasıysa bana garip geldi. Çin’deki ekonomik gelişmenin ülkedeki tüm taşları yerinden oynatacağı kesin. Yine de gastronominin gelişimi için en önemli unsurun, yetişmiş işgücü olduğunu düşünüyorum ve en azından yakın gelecekte Çin’in nüfusuna oranla gastronomi alanında yetişmiş işgücünün bu atılımı yapmaya yeterli olmadığına inanıyorum.

Yemegin Gülümseten Aşk'ı kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sokak yemeğinde İstanbul farkı

ABD’de yayımlanan Food&Wine dergisi dünyada “en iyi sokak yemeği” yenebilecek şehirleri seçti,,
24 şehrin bulunduğu listede İstanbul 5. sırada yer aldı. Dergi İstanbul’da sokaktaki yemek kültürünü şöyle kaleme aldı: “Avrupa’nın hemen hemen her şehrinde Türk döneri bulmak mümkün.

Fakat İstanbul, şehrin her yerine dağılmış büfeleriyle çok daha fazla hızlı yiyecek öneriyor. Bunlardan bazıları seyyar satıcıların sattığı börekler, simit ve kumpir.”

Listenin birinci sırasında ABD’de tavuk çeşitleri ile ünlenen Austin bulunuyor. Listede üçüncü sırada yer alan Berlin’deki en lezzetli sokak yiyeceklerinden biri olarak da Türk dönerine yer verildi.

http://www.posta.com.tr

Yemegin Gülümseten Aşk'ı kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Gordon Ramsay NEREYE KOŞUYOR.?

İngiltere’deki ‘head hunter’ dediğimiz, insan kaynakları kurumlarının bazılarında hâlâ kaydım var. İlgileneceğimi düşündükleri yeni bir pozisyon olduğunda, e-postayla beni bilgilendiriyorlar. Londra’dan uzakta, kendi restoranlarımın işleriyle haşır neşir olsam da, bu e-postaları görmek mutluluk veriyor bana. Egosal tatminin yanı sıra, yeni açılacak restoranları önceden görme şansım da oluyor. Gordon Ramsay’in yeni projeleriyle de bu vesileyle tanıştım.

2010, Gordon Ramsay için sevimsiz bir yıldı. Vergi borçları, şirketinin büyük ortaklarından kayınpederiyle arasında çıkan ciddi sorunlar… Yeni restoran projelerini duymak beni mutlu etti.
Bu projelerden biri bekleniyordu. İngiltere’nin en prestijli otellerinden Savoy, 2-3 sene önce el değiştirmiş ve yeniden yapılanma sürecine girmişti. Nihayet senenin sonlarına doğru kapılarını açacak. Gordon Ramsay’in Savoy Otel’de restoran açacağı daha önce açıklanmıştı. Ne tarz bir şey olacağıysa tam manasıyla bilinmiyordu. Anladığım kadarıyla Savoy Hotel’de, Türkiye’de çok popüler olan
‘steakhouse’ların daha rafine hali açılacak.

Daha rahat bir mekan olacak yani. Röportajlarından birinde şöyle bir demeci var Ramsay’in: “İnsanların senede bir defa yerine, hafta da
2-3 kere gelmek isteyecekleri bir yer olsun.” Savoy Hotel’in bir numaralı misafirlerinin Amerikalılar olmasının da bunda bir rolü olduğunu düşünüyorum İkinci projesininse beni şaşırttığını söylemeliyim. Londra’da finans merkezlerinin ağırlıkta olduğu bir semtte açacağı ‘Bread Street Kitchen’ isimli bu lokanta, daha çok kantin havasında olacak. Amaç hızlı ve pratik yemek servis etmek… Yerellik ve yalınlık ön planda. Sandviçler ve şarküteri tabakları sunulacak. El yapımı ekmekler, odun ateşiyle çalışan taş fırın, tahta iskemle ve masalar, mekanın belirleyici özellikleri.

Havalimanındaki restoranından ilham aldı

Bilindiği üzere, Gordon Ramsay bir süre önce Londra’nın yeni hava terminali Heathrow 5’te ‘Plane Food’ isimli bir restoran açmıştı. Amacı, uçağa binmeden önce hızlıca bir şeyler yemek isteyenlere veya uçakta yemek üzere kumanya almak isteyenlere hizmet vermekti. Bu proje başarılı oldu ve hakkında çok konuşuldu. Şehirde açacağı yeni restoranın da esasen, ‘Plane Food’un devamı olacağına dair söylentiler var. Bu söylentiler, her ne kadar şirket tarafında reddedilse de, Gordon Ramsay yeni açacağı restoranda, havalimanındaki restoranından ilham aldığını belirtiyor. Havalimanındaki restoranın baş sorumlusu Stuart Gillies’in yeni projeye atanması da bunun en büyük göstergelerinden.

Beraber beş sene kadar çalıştığım ve üzerimde emeği olan eski patronumun yeni projelerini duymak beni sevindirdi. Bugüne kadar kendisini hep ‘fine-dining’ tarzı rafine restoranlarıyla tanıdık. Geçmişte her fırsatta ‘casual’ lokantalara burun kıvırır, küçümserdi. Büyük ustanın geç de olsa, yeni trendleri görmesi ve ataletinden silkinmesi sevindirici.

Yemegin Gülümseten Aşk'ı kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Şampanyanın en iyi partneri: Havyar

Havyar; dişi mersinbalığının döllenmemiş yumurtasından elde edilir. Ve Rusya’da birçok havyar çeşidini bulmanız mümkün. Siyah ve kırmızı olmak üzere iki türü var, en iyisi siyah havyar ve tatlı sularda, ırmak ağızlarında yumurtlayan mersin balığı yumurtasından yapılı. İyi havyar kışın elde edilir. Hazırlanması ve taşınmasındaki zorluklar nedeniyle pahalı bir yiyecektir, dünyanın en iyi havyarları Rusya ve İran’da yapılır. Taze havyar yani Malossol ve Beluga gibi çok nadir bulunan havyar çeşitlerinin tadına Rusya’da bakmalısınız. “Birinciki” adı verilen krepin içine sarılarak yenen kırmızı havyar ise Rusya’da tadına bakacağınız bir diğer lezzettir. Havyarın ideal içkisi ise şampanyadır. Bu muhteşem ikili kokteyllerde ve yemeklerde vazgeçilmez tutkulu ve pahalı bir zevktir. Havyarla birlikte şampanyayı da servis etmek ayrı bir incelik. En lüks davetlerde misafirler şampanya ve havyar ile karşılanıyor. Şampanyanın bu pahalı dostundan da biraz bahsedelim..

Rusya ve hazar denizi ülkelerinde gayet ucuza edinilebilen bir ürün olmakla beraber, ülkeden 110 küsur gramdan fazlasının çıkarılması yasak. Zaten havyarın satıldığı cam kaseler de bu limit gramaja uyacak şekilde hazırlanıyor. Rusya’nın en önde gelen üreticisi olan europrom’un eşdeğeri bir Atatürk Havalimanı şarap standında ciddi paralara satılıyor.

Havyar alındıktan sonra buzdolabının dip frize en yakın noktasında (dip frizin içinde değil dikkat, zira kesinlikle dondurulmamalıdır) saklanması (4 hafta içinde tüketilmek üzere) eğer açıldı ise de o anda tüketilmesi gerekir.

Petrossian firması iyi kalite havyarın limon kreması, yumurta vs muhatap edilmemesini (bunların daha düşük kalite havyarlar için uygulanmasını), havyarın ekmeğe hafifçe bastırılarak sürülmesini ya da özel kaşığı ile direk ağza atılmasını tavsiye ediyor.

Orta kalitede bir havyarı değerlendirmek için rafadan bir yumurtanın sarısına 3 gr tereyağı karıştırarak üzerine bir kaşık havyarla servis yapmak pratik bir çözüm olabilir.

Siyah havyar
Siyah havyar, mersin balığının (Sturgeon) yumurtasıdır. Balık, yumurtlama mevsiminde yakalanır ve balığa zarar verilmeden karnı sıkılarak yumurtaları boşaltılır. Yumurtalar ince bir elekten geçirilerek büyüklüklerine göre gruplanır. Daha sonra bol suda yıkanıp temizlenir ve %4-6 oranında tuzlanır. İran’da tuzlanırken, tuza boraks da katılır.

Kalitesi iyi olan havyar cinsleri, Rusça “hafifçe tuzlanmış” anlamına gelen malassol sınıfındaki havyardır. Bu havyar, Hazar Denizi’nde yaşayan Mersin balığının Beluga, Asietra ve Sevruga diye bilinen üç türünden elde edilir. Doğal çıkan havyarın artan talep ve azalan arz sonucu yükselen fiyatı sebebi ile son dönemde kültür havyarcılığı da California, Fransa ve Uruguay’da çıkıştadır. Çeşitli ordörvlerin hazırlanması amacı ile kırmızı havyar ya da somon havyarı da ünlü markaların havyar ürün yelpazesinde mevcut bulunmaktadır. 100 gramında tipine göre 125-230 kcal arası değişiklik gösteren bir gıdadır, 4-25 gr protein, 10-17 gr yağ da cabası..

Beluga üç tür arasında en büyük mersin türüdür. Havyarı yumuşak tada sahip ve mavi-gri renktedir.

Osetra havyarı, havyarlar arasında en çok çeşitlilik gösterenidir, zira Osetra, dip beslenicisi bir balıktır ve dipte yedikleri çıkardığı yumurtanın tadını birebir etkiler. Havyarı koyu griden koyu kahverengi- altın rengine kadar değişik renklerde olabilir.

Sevruga ticari havyar elde edilen üç mersin balığı türü arasında en ufağıdır. Havyarı gri-siyah ve ince taneli olup çok güçlü bir tada sahiptir, gerçek havyar severlerin en takdir ettiği havyar türünün bu olduğu söylenir.

Havyarın sınıflandırılması, yumurtaların büyüklüğüne ve biçimine göre yapılır. Adları da, yumurtaların elde edildiği mersin balığı türüne göre konur. Mersin morinasından (huso huso) elde edilen çok iri taneli havyar olan beluga, siyah ya da gri renklidir ve en makbulüdür.
Dikkat edin, alabalığının yumurtaları mersin balığı yumurtasını andırdığı için, mürekkep balığı boyasıyla boyanarak tıpkı halis havyara benzetilip piyasaya sürülmektedir.GURME REHBERİ

Yemegin Gülümseten Aşk'ı kategorisine gönderildi | Yorum bırakın